(1475 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 87)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, fazlaya ait haklarını saklı tutulmak suretiyle ihbar ve kıdem tazminatı isteğiyle açtığı davanın görülmesi sırasında mahkemece mütalaasına başvurulan bilirkişi tarafından her iki tazminat miktarları hesaplanmış olup daha az olan dava dilekçesindeki miktarlar hüküm altına alınmıştır.
İkinci dava ile davacı, bu defa fazlaya ait hakları saklı tutulmaksızın bir miktar kıdem tazminatı istemiş daha sonra da birinci ve ikinci davalarda istenen miktarların toplamı ile bilirkişi tarafından hesap edilmiş olan miktar arasındaki oluşan fark meblağın tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, son açılan iki dava birleştirilmiş ve her ikisinin toplamı olan kıdem tazminatları miktarları kabul edilmiştir.
İkinci davada fazlaya ait haklar saklı tutulmadığı için, üçüncü dava ile istenen kıdem tazminatı miktarına karar verilmesi mümkün değildir. Miktar göstermek suretiyle ikinci dava açılmış olan mahkeme artık bu miktarla bağlıdır. Kaldı ki HUMK nun 87. maddesi uyarınca da ıslah yolu ile müddeabihin artırılması mümkün değildir. Dava yolu ile miktarın arttırılması evleviyetle mümkün değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy