(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, fark kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları ile davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında kıdem tazminatı için mevduata uygulanan en yüksek faiz öngörülmüş değildir. Sözü geçen faiz 1475 sayılı İş Kanunun 14/11. maddesinde kanuna göre hak kazanılan kıdem tazminatı için geçerlidir.
Bu itibarla hüküm altına alınan kıdem tazminatına 3095 sayılı yasada öngörülen faiz yürütülmekle yetinilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.03.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
05.11.1979 tarihinde davalıya ait işyerinde 5953 sayılı yasa hükümleri gereğince gazeteci olarak çalışmaya başlayan davacının 17.11.1995 tarihinde istifa ederek işyerinden ayrıldığı, 31.01.1990 gününden sonraki çalışmalarla ilgili olarak işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin 13. maddesi gereğince kıdem tazminatı ödendiği ve kendisinden ibraname alındığı hususlarında çekişme yoktur.
Davacının daha önce 17.12.1987 ve bilahare 31.01.1990 tarihlerinde de istifa ederek 05.11.1979 - 07.12.1983 tarihleri arasında geçen çalışmalar için 07.12.1983 tarihinde 10.12.1987 - 31.01.1990 tarihleri arasında geçen çalışmalar için de 31.01.1990 günü kıdem tazminatı aldığı dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Davacı 1987 ve 1990 tarihlerinde kıdem tazminatı adı altında aldığı ödemelerin avans olduğunu iddia ederek tüm çalışma süresi nazara alınarak son ücret üzerinden kıdem tazminatı hesaplanarak önceden yapılan ödemeler düşülerek farkın, fark kıdem tazminatı olarak ödenmesini istemiş, mahalli mahkemece bu istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
İstifa, bozucu yenilik doğuran bir hal olup, bu yöndeki irade karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurur. Bu nedenlerle 1987 ve 1990 yıllarındaki istifa tarihlerinde sözleşmeler sona ermiştir.
İstifa hallerinde kıdem tazminatının ödenmesinin 1475 ve 5953 sayılı yasaların hükümleri gereği mümkün olmadığı, yargı kararlarında istikrar kazanmıştır.
Ancak aksi davranışlara 1475 sayılı Yasada müeyyide getirildiği halde 5953 sayılı yasada bu konuda cezai bir yaptırım öngörülmemiştir.
Nitekim bu nedenle 5953 sayılı yasaya göre çalışılan işyerlerinde düzenlenen toplu iş sözleşmelerinde, örneğin davacın çalıştığı işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmelerinde istifa halinde de kıdem tazminatı ödeneceği kabul edilmiş, davacı bu toplu iş sözleşmesinden yararlanarak daha önceleri de 1987 ve 1990 yıllarında istifa ederek iş akdini sona erdirmiş ve bu tarihlerde hak kazandığı kıdem tazminatlarını almıştır. İstifadan sonraki çalışma yeni bir hizmet akdine dayanmaktadır.
Davacı, işverenin baskısı ile istifa ettiğini, işverenin ileride daha fazla kıdem tazminatı ödememek için böyle bir davranışa girdiğini de ileri sürmemiş bu hususta bir delil de sunmamıştır.
Davacı, toplu iş sözleşmesinin kendisine verdiği hakkı kullanmış, 1987 - 1990 yıllarında istifa ederek hizmet akdini sona erdirmiş ve kıdem tazminatlarını almış ve değerlendirmiştir.
Davacıya daha önceki yıllarda kıdem tazminatı adı altında ödenen ödemeleri avans olarak nitelemek yasaya ve toplu iş sözleşmelerine aykırıdır.
Hiç kimse karşı tarafa zarar vermeye yönelik kendi davranışının sonucu olan bir halden yararlanarak hak iddiasında bulunamaz ve böyle bir isteği yasa ve hukukun himaye etmesi mümkün değildir.
Mahkemenin kararına gerekçe yapılan Hukuk Genel Kurulunun 03.02.1999 gün 1999/9-46-46 sayılı kararı da olayımıza emsal olamaz. Zira anılan kararda ... istifa halinde kıdem tazminatı ödenemez oysa somut olayda istifa etmesine rağmen davacı işçiye kıdem tazminatı ödendiğine göre istifanın hukuka uygun gerçek bir istifa olmadığının kabulünün zorunlu görülmesine göre ... gerekçesi, yasal düzenleme nazara alınarak kullanılmış anılan karara esas davada toplu iş sözleşmesinde istifa hallerinde kıdem tazminatı ödeneceği düzenlemesinin varlığı ileri sürülmemiş ve tartışılmamıştır.
1987, 1990 yıllarındaki davacının istifaları sonucu kendisine isteği ile kıdem tazminatı adı altında yapılan ödemeler avans değil kıdem tazminatıdır.
5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetleri Tanzimi hakkındaki kanun kıdem tazminatını düzenleyen 6. maddesinin 8. fıkrası hükmü gereği aksine bir sözleşme olmadıkça bir defa kıdem tazminatı alan gazetecinin kıdemi, yeni işine girişinden itibaren hesaplanır. Dava konumuzda bu düzenlemenin aksine bir sözleşmenin bulunduğu da ileri sürülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddi ve kararın bu yönden de bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan daire çoğunluğu kararının (1) nolu bendine katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy