(1475 S. K. m. 16, 18)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, manevi tazminat, ücretli izin ve zam alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm, süresi içinde duruşmalı olarak davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, davalı şirkette imza yetkisine sahip olmak kaydıyla muhasebe müdürlüğü yapmıştır. Bu görevinin icrası sırasında davalı şirket imza yetkisini almış bulunmaktadır. Ancak davacı şirketin işlem yaptığı bankada bu hususu öğrenmiş 22.09.1997 tarihinde vermiş olduğu yazı ile 03.11.1997 tarih itibariyle ayrılacağını bildirmiştir. 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde uygun görülen fiili öğrendiği tarihten itibaren 6 işgünü içinde istifa iradesi kullanılmıştır. Hizmet akdini 03.11.1997 tarihinde biteceğinin belirtilmiş olması ayrılma isteminin zamanında kullanılmadığı anlamına gelmez. Ayrıca davacının imza yetkisinin davalı şirketçe geri alınması hususu aynı kanunun 16/11 maddesinde belirtilen iş şartlarının başkalaşması unsurunu gerçekleştirmiştir. Bu durumda davacı hizmet akdini haklı nedenle feshetmiş sayılacağından kıdem tazminatına hak kazanmış olur. Mahkemece aksine görüşle bu isteği reddetmesi isabetsiz olup kararın bu yönden bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 28.09.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davacı 19.09.1997 tarihli istifa dilekçesinde görülen lüzum üzerine sözcüklerini yazarak işverene 03.11.1997 tarihine kadar bir tür ihbar öneli vererek hizmet akdini feshetmiş ve anılan tarihe kadar çalışmasını sürdürmüştür. Haklı bir sebeple iş şartlarının ağırlaştırıldığı veya ücretinin noksan ödediğini iddia etmeksizin istifaen işten ayrılıp işverene ihbar öneli tanıyan işçinin fesih iradesini imza yetkisinin alındığını öğrendiğini iddia ettiği tarihten itibaren altı işgünü içinde açıklamış olması gerekçe gösterilerek İş Kanununun 18. maddesindeki koşulların oluştuğu kabul edilemez. Zira 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde işçi fesih iradesini ihbar önelini beklemeksizin haklı fesih halinin doğduğunu öğrendiği tarihten itibaren altı işgünü içinde ve herhalde fiilin vukuundan itibaren bir sene içinde kullanılması ve işten ayrılması gerekir. Kaldı ki işçi haklı feshi ispatlamamış ve işyerinden istifaen ayrılmıştır. Bu nedenle kıdem tazminatı talebinin reddine ilişkin mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan onanması düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy