(1475 S. K. m. 14, 16) (5953 S. K. m. 11, 14)
Dava: Davacı, ağustos ayı maaşının geç ödenmesinden kaynaklanan faizi ile yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının 5953 sayılı kanuna tabi gazeteci olarak çalıştığı 5 yıllık kıdemi olan davacıya Ağustos ayı ücretinin geç ödenip Eylül ücretinin ise ödenmediği bu nedenle hizmet akdini feshettiği uyuşmazlık dışı kalmaktadır.
Basın İş Kanunu'na tabi gazeteciyle ücretinin zamanında ödenmemesi 1475 sayılı İş Kanunun 16/11-d maddesinin uygulanması mümkün değildir. Zira 5953 sayılı kanun 1475 sayılı iş Kanunu'ndan farklı, çalışan bir kesimin haklarını düzenlemiş bulunmaktadır. Her iki yasa arasında özel yasa genel yasa ilişkisi bulunmamaktadır.
Gerçekten Basın iş Kanunu'nun 11. maddesinde ihbar önelini beklenmeksizin fesih hakkı düzenlenmiş ve gazetecinin manevi çıkarlarını ihlal edici şekilde "mevkutenin veçhe ve karakterinde" açık değişikliklerin gazeteciye bu hakkı kullanmasına olanak verilmiştir. Anılan maddenin 2. fıkrasında ise işverenin kusuru olmasa da "gazeteci için şeref veya şöhretini veya umumiyetle manevi menfaatlerini ihlal edici vaziyeti" sanki kusuru ile oluşmuş gibi kıdem tazminatı ve manevi tazminattan sorumlu olması öngörülmüştür.
Öte yandan 5953 sayılı Basın iş Kanunu'nun 14/2. maddesinde gazeteci ücretlerini zamanında ödemeyen işverenlerin geçecek her gün için yüzde beş fazlasıyla ödemelerinin kurala bağlanması da 1475 sayılı İş Kanunu'ndan farklı bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır.
Bu durumda 5953 sayılı kanuna tabi işçiye ücretlerinin zamanında ödenmemesi veya hiç ödenmemiş bulunması hizmet akdini haklı olarak fesih hakkı vermeyeceği gibi, ücretin ödenmesi gereken tarihten 17 günlük bir gecikmeyle ödenmesi de haklı nedenle feshin gerçekleştiğini göstermediğinden kıdem tazminatı talebinin reddi gerekirken kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 2.10.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacının Ağustos ve Eylül ayları ücretlerinin işveren tarafından geç ödendiği yönünde taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı geç ödemelere dayanarak iş akdini feshetmiş olup bu gerekçeye dayanarak kıdem tazminatı talep etmiştir.
Davacının Basın iş Yasası'na bağlı olarak çalıştığı belirlenmiştir. Bu yasanın 11. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "gazeteci işverenin kusuru neticesinde iş akdini feshetmiş olsa idi ne miktar tazminat alacak idiyse..." sözleri uyuşmazlığın çözümüne yeterlidir. Bu düzenlemeden çıkarılan anlam işverenin kusuru mevcut ise işçi iş akdini feshederek tazminat talep edebilecektir. Bu tazminatında kıdem tazminatı olacağı tabiidir. Dava konusu olayda işverenin kusuru ve davacıyı feshe zorlayan eylemi mevcut mudur.
Basın İş Yasası'nın 14. maddesinin birinci fıkrasında kararlaştırılan ücretin her ay peşin olarak ödeneceği vurgulanmış olup davalı aksini iddia etmemiştir. Davacının ücretlerinin Ağustos-Eylül ayları itibarıyla fesih tarihi olan 21 Eylül 1998 tarihine kadar ödenmediği açıktır. Yasa hükmüne uymayarak ücretleri peşin ödemeyen ve geciktiren işverenin eylemi kusurlu hareket oluşturur. Bu durumda davacıya akdi fesih ve kıdem tazminatı isteme hakkını sağlar.
Daire çoğunluk kararında, "...gazetecilere ücretlerini vaktinde ödemeyen işverenler geçecek her gün için yüzde beş fazlasıyla ödemeye mecburdurlar" şeklinde bir düzenleme getirildiği ve bu düzenlemenin ücretlerin hiç ödenmemesi veya geç ödenmesinin fesih hakkını ortadan kaldırdığı ifade edilmekte ise de; belirtilen düzenleme ücret alacağını teminat altına alan ve ücretin zamanında ödenmesini sağlayan zorlayıcı bir hüküm olup, fesih hakkını sınırlayıcı nitelikte değildir.
Daire çoğunluk kararında belirtilen Basın İş Yasası'nın 11. maddesi kıdem tazminatına ilişkin değildir. Bu madde kıdem tazminatı dışında gazetecinin şeref veya şöhretini ve manevi menfaatlerinin ihlal edilmesi halinde talep edebileceği ayrı bir tazminat olup, bunun da miktarı işverenin kusuru neticesinde iş akdini feshetmiş olsa idi alabileceği tazminatla sınırlı olup işaret edilen tazminatta kıdem tazminatıdır.
Yine Basın İş Yasası'nın 7. maddesinde işçinin akdi feshedebileceği belirtilmiştir. Bu madde ile yasanın 11/2. maddesinden hareketle işçinin işverenin kusuruyla akdi feshetme hakkı bulunmakta olup, %5 fazla ödeme doğmuş olan kusuru ortadan kaldıramaz. Mahkeme her ne kadar İş Yasası'nın 16. maddesinden hareketle sonuca ulaşmışsa da bu yön davacının kıdem tazminatına sonuç olarak hak kazanmasına engel olamayacağı görüşüyle sonucu itibarıyla doğru olan kararın onanması görüşündeyiz.
Full & Egal Universal Law Academy