(1475 S. K. m. 13, 14, 49)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde, taraflar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçi, ihbar ve kıdem tazminatları yanında yıllık izin ücreti talebinde de bulunmuştur. Mahkemece bu talebinde reddine karar verilmiştir. Dosya arasında bulunan gerek kasa tediye makbuzunda ve gerekse ibra sözleşmesi fotokopisinin incelenmesinde yıllık ücretli izin alacağının ödendiğine dair bir kayda yer verilmiş değildir. Yıllık ücretli izin alacağının ödendiğinin davalı işverence izin defteri veya buna benzer yazılı belgelerle kanıtlanması gerekir. Mahkemenin bu hususta bir araştırma ve inceleme yapmadan davacının bu isteğininde ibranameye dayanarak reddine karar vermiş olması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı dava dilekçesinde 20.3.1988-30.6.1997 tarihleri arasında çalıştığı davalıya ait işyerinden hizmet akdinin davalı tarafından sona erdirilmesi sonucu ayrıldığını, işverenin ihbar ve kıdem tazminatlarını ödeyeceğini bildirerek kasa tediye makbuzu ve ibraname imzalattığını, ancak makbuzda belirtilen miktarların kendisine ödenmediğini bu belgelerdeki alacakların ödendiğine dair yemin teklifinde bulnduğunu, esasen imzaladığı ödeme belgesinde 179.688.456 TL ödendiğinin yazıldığını gerçek ihbar ve kıdem tazminatı alacağının 315.186.885 TL olduğunu iddia ederek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuş, yargılama sırasında da yemin deliline dayandığı iddiasını sürdürmüştür. Mahkemece "...davacının yemin teklifindeki delilini ibraz edilen yazılı delillerle ispat edildiğinden ancak böyle bir yazılı delil tanıkla ispat yapılamadığı takdirde yemin teklifine usulen gidilmesi esası göz önünde bulundurularak davacının bu delili reddedilmiştir" gerekçesi ile davacının ihbar ve kıdem tazminat istekleri reddedilmiştir. Daire çoğunluğu mahkemenin bu yöndeki gerekçesini ve kararını yerinde bularak kararın bu yönünü onamıştır. Tarihsiz ibraname ve eki 3.7.1997 tarihli kasa tediye makbuzunu birlikte değerlendirmek gerekir. İbranamenin geçerli sayılması halinde ihbar ve kıdem tazminatı yönünden ibra makbuzundaki miktarlarla geçerlidir. Davacı çalışma süresine göre ödenen bu miktarlardan fazla ihbar ve kıdem tazminatı alacağı olduğunu iddia ettiğine göre mahkemenin bu iddiayı araştırması gerekirdi. Bu husus araştırılmadan tüm ihbar ve kıdem tazminat isteklerinin reddi hatalıdır. Esasen değer verilen ibranamede ihar tazminatından söz edilmemektedir. Davacı kasa tediye makbuzu ve ibranamadeki imzaları inkâr etmemekte, bu belgeler imzalatılmasına rağmen kasa tediye makbuzunda yazılı ihbar ve kıdem tazminat miktarlarının kendisine ödenmediğini ileri sürmekte ve bu konuda davalıya yemin teklif etmektedir. Davalı ihbar ve kıdem tazminatını ödediğine dair ibraname ve tediye makbuzu sunmuş, davacı ise bu belgeleri imzalamasına rağmen belgede yazılan miktarın ödenmediğini iddia etmiştir. Davacı yazılı ödeme belgesine karşı belgelerde yazılı miktarların ödenmediği iddiasını tanıkla kanıtlayamadığından davalıya yemin teklifinde bulunmaya hakkı vardır. Zira belgede yapılan miktarın ödenmediğini ispat yükü kendisine düşen davacının ödenmeme vakıasını başka delillerle ispat etme imkânı bulamadığından davalıya yemin teklif etme hakkı mevcuttur. (HUMK'nun 344). Bu nedenle mahkemenin davacının teklif ettiği yemin doğrultusunda işlem yapması ve sonucuna göre karar vermesi gerekirdi. Yanlış değerlendirme ile davacının yemin teklifi gereği işlem yapılmayarak ihbar ve kıdem tazminat isteklerinin red edilmesi ayrı bir bozma sebebidir. Bu nedenlerle de mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaatında olduğumdan daire çoğunluğunun onamaya yönelik görüşüne katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy