(1475 S. K. m. 7, 13, 14, 17)
Dava: Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 3.10.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat İsmail Satıkboğa geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının hizmet sözleşmesi davalı işveren tarafından 1, 2, 3 Aralık 1998 tarihlerinde izinsiz ve mazeretsiz olarak işyerine gelmediği hususu gerekçe gösterilerek feshedilmiştir. Davacı işçi bu dava ile feshin haksız olduğunu ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur. Mahkemece devamsızlık konusunda belge sunulmadığı ve feshe dair yazılı bildirim bulunmadığı gerekçesiyle istekler hüküm altına alınmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 1475 sayılı İş Kanunun 7. maddesinde fesih bildiriminin yazılı olarak yapılması gerektiği yazılı ise de; Dairemizin yerleşmiş uygulamasına göre yazılı bildirim feshin geçerlilik koşulu olmayıp sadece kanıtlama biçimidir. Bu durumda salt feshin yazılı olarak yapılmamış oluşu ihbar ve kıdem tazminatlarına hak kazanılması nedeni olarak kabul edilemez.
Diğer yandan davacının belirtilen günlerde işyerine gitmediği hususu taraflar arasında tartışmasızdır. Böyle olunca bu konuda tutanak vs. yazılı belgeye gerek yoktur. Davacı işçi bu konuda mazeret ileri sürmüş ise de, 1475 sayılı İş Kanunu ile işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinde hangi hallerde mazeret izni verileceği hususları düzenlenmiş olup, işçinin nişanlısının anneannesinin ölümü geçerli mazeret olarak kabul edilemez. Böyle olunca mahkemece ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, Davalı yararına takdir edilen 65.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy