(1475 S.K. m. 13, 15, 52) (818 S.K. m. 104) (2004 S.K. m. 67)
Dava: Davacının, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesi karşı davacının ise yıllık ücretli izin parasının ödetilmesi isteğiyle açtıkları davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi davalılar avukatınca istenilmesi ve davalı Banka avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.10.2000 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı ve karşı davacı adına vekili geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı banka davalı işçisinin ihbar önellerine uymaksızın hizmet sözleşmesini feshettiğini ve diğer davalı bankada çalışmaya başladığını iddia ederek her iki davalıdan ihbar tazminatı ile peşin ödenen ücretin iadesi istekleri yönünden icra takibi yapmış, takibe itiraz üzerine itirazın iptali ile takibin devamı istekleri ile bu davayı açmıştır. Mahkemece her iki davalı müştereken müteselsilen sorumlu tutulacak şekilde itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. 1475 sayılı İş Kanunun 15. maddesine göre yeni işverenin sorumluluğu eski işverenin zarara uğraması şartına bağlanmıştır. Böyle bir zarar davacı tarafından ispat edilebilmiş değildir. Buna rağmen mahkemece yeni işverenin sorumlu tutulması hatalıdır.
3- Hükme esas alınan bilirkişi tarafından ihbar tazminatı 188.503.728 TL ve iadesi gereken ücretin ise 37.900.000 TL olduğu belirlenmiş olup icra takibine de aynı miktarlar konu edildiği halde toplam kısmında 245.619.744 TL nin işleyecek faizi ve masrafları ile birlikte tahsili istenmiştir. Talebedilen bu miktarın içinde işlemiş faizin de olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece hak kazanılan işlemiş faiz miktarı hesaplatılmadan sonuca gidilmesi hatalıdır.
4- İcra takibine konu işlemiş faiz alacağına takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine imkan verecek şekilde hüküm tesisi Borçlar Kanununun 104/son maddesine aykırılık oluşturur.
5- Mahkemece, toplam takip miktarı üzerinden icra inkar tazminatına karar verilmiştir. Takip talebine konu miktar içinde işlemiş faiz de bulunduğundan işlemiş faiz için de icra inkar tazminatının hüküm altına alınması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 65.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy