(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, 13 günlük Ocak ayı ücreti ile resmi tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde, davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, rahatsızlığı sebebiyle 8-9 Ocak 1999 tarihinde Sosyal Sigortalar Hastanesinden iki gün rapor aldığını, davalı işverenin, raporlu olduğu halde gelip çalışmasını istediğini, kendisinin çalışamayacağını söylemesi üzerine işine son verildiğini belirterek, ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı taraf ise iki gün işe gelmeyen davacının müteakip hafta başı gelip çalışmaya başladığını, gelmeme nedeni sorulduğunda, rahatsızlığı nedeniyle hastaneye yattığını söylediğini, 13 Ocak günü getirdiği raporda ise, hastanede yatmayıp, iki gün ev istirahati verildiğinin anlaşıldığını, kendisine hastaneye yatmadığı halde niçin doğru söylemediğinin sorulması üzerine, amirleriyle münakaşa edip, onlara hakaret ve tehdit ettiğini, daha sonra da işyerini terk ettiğini, bu hususta tutanak tutulup devamsızlık nedeniyle iş akdine son verildiğini savunmuştur.
Mahkeme, raporlu olarak iki gün işe gelmeyen davacının, işverence raporunun kabul edilmeyip, sahte rapor almakla suçlanarak işten çıkartıldığını kabul ederek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerini hüküm altına almıştır.
Dosya içinde mevcut TUTANAK başlıklı 18.1.1999 tarihli yazı da; M.U.' nun 8 Ocak 1999 Cuma ve 9 Ocak 1999 Cumartesi günleri işe gelmediği, II Ocak Pazartesi günü geldiğinde, niçin iki gün işe gelmediği sorulduğunda, hastanede yattığını ifade ettiği, 13 Ocak 1999'da getirdiği evrakta ise, hastanede yatmayıp iki gün ev istirahati verildiğinin anlaşılması üzerine, amiri Ö.K.' a ve yanındakilere hakaret ettiği ve o günden bu yana da işyerine gelmediğinden İş Kanunun 17. maddesine göre işine son verildiği belirtilmiştir.
Mahkemece dinlenen davacı tanıklarından biri, davacının rapor alması nedeniyle döküm müdürü Ö.K. ile münakaşa ettiğini, o gün akşama kadar işyerinde çalıştığını, ancak ertesi günü işyerine gelmediğini, münakaşa halinde işten çıkartıldığına dair bir söz duymadığını belirtmiş, diğer davacı tanığı ise, rapor bitimi işe alınmadığını davacıdan duyduğunu, işten çıkışı hususunda bir bilgisinin bulunmadığını söylemiştir. Davalı tanıkları ise, davacının rapor alması hususunda döküm müdürü Ö.K. ile aralarında tartışma çıktığını, davacıya işten ayrılması hususunda bir söz sarfedilmediğini, zaten davacının o gün akşama kadar çalıştığını, ertesi günden itibaren de işe gelmediğini belirtmişlerdir. Ayrıca dinlenen tutanak tanıkları da tutanağı doğrulamışlardır.
Tüm bu anlatımlardan ve dosya içeriğinden, davacının iki gün işyerine gelmeyip, hastalığı nedeniyle aldığı raporda ev istirahati verildiği halde, hastanede yattığı şeklinde beyanda bulunarak, işverene gerçek durumu söylemediğinden işyeri amiri ile aralarında münakaşa çıktığı, ancak davacının rapordan dolayı işten çıkartılmayıp, 13 Ocak 1999 tarihinden itibaren işyerine gelmeyerek işi mazeretsiz olarak terk etmesi nedeniyle işverence haklı olarak devamsızlıktan dolayı iş akdinin feshedildiği sonucuna varmak gerekir.
Bu durumda davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddine karar vermek gerekirken, mahkemenin hatalı değerlendirme ile bu istekleri hüküm altına alması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.10.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy