(1475 S. K. m. 13, 14, 35, 41, 42)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma, yıllık izin ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 27/11/2001 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat H. B. Ö. ile karşı taraf adına Avukat Ü. Ü. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1-) Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-) Mahkemece, davacı işçinin işyerinde hırsızlıkla suçlandığı bir dönemde kendi isteği ile ayrıldığına dair işverence düzenlenen belgeyi okumadan imzalamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesiyle, istek konusu ihbar ve kıdem tazminatlarının reddine karar verilmiştir.
Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre davacı işçi işyeri kasasından 600.000 TL.'yi çalmakla suçlanmış ve bu sebeple hakkında şikâyette bulunulmuş, evinden alınarak karakola götürülmüştür. Polis karakolunda görevli komiserin hırsızlıkla ilgili hiçbir delil olmadığını söylemesi üzerine, davalı işverence işçinin haklarının ödenerek sözleşmesinin feshedileceği açıklanmış ve taraflar birlikte işyeri muhasebecisine gitmişlerdir. Burada son ay ücreti ödendikten sonra bazı belgeler imzalatılmıştır. İbraname başlıklı belgede ise davacının kendi isteği ile ayrıldığı sözcükleri yazılı olup, işçinin el yazısıyla okudum imzaladım dendikten sonra imzalandığı anlaşılmaktadır. Ne var ki bir gün öncesinden süregelen ve hiçbir delile dayanmayan hırsızlık iddiaları yine olay günü karakolda aynı şekilde suçlanması ve haklarının ödeneceği yönündeki işveren beyanı birlikte değerlendirildiğinde gerçek iradeyi yansıtmadığından anılan belgeye değer verilmesi gerekir. Davacının, olayların getirdiği baskı sebebiyle ve haklarının ödeneceği inancıyla böyle bir belgeyi imzaladığı anlaşılmaktadır. Davacının bir gün sonra tazminatları için işverene müracaatı da bunu doğrulayan bir olgudur. Zira işyerinden kendi isteği ile ayrılan bir işçinin ertesi günü tazminatları için işyerine gitmesi hayatın olağan akışına aykırı bir durumdur. Bu maddi ve hukuki olgulara göre ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin kabulüne karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 97.500.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 27.11.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacının davalıya ait işyerinde çalıştığı sırada kasadan kaybolan para nedeniyle suçlanması üzerine işi bırakıp işyerinden ayrıldığı bir daha işyerine dönüp işbaşı yapmadığı, ertesi günü olayın karakola intikal etmesi üzerine, zabıta tahkikatını yapan görevlinin telkiniyle tarafların anlaşmak üzere karakoldan ayrılıp işverenin muhasebesine gittikleri ve davacının burada düzenlenen ibraname başlıklı belgeyi okuyarak imzaladığı, bu belgede davacının kendi isteği ile işyerinden de ayrıldığının yazılı olduğu anlaşılmaktadır.
İşverenin aktin feshi konusunda yazılı bir irade açıklaması mevcut olmadığı gibi şifai bir fesih iradesi de kanıtlanamamıştır.
Dosya içeriğinden, olayların gelişimi nazara alındığında, kasadan para almakla suçlanan davacının olayın karakola intikal ettirilmiş olması nedeni ile de hizmet akdini sona erdirdiğinin kabulü gerekir. Davacının kanıtlanamayan bir haksız suçlama sebebi ile hizmet akdini sona erdirmesi 1475 sayılı yasanın 16/2. maddesine uygun bir eylem olarak değerlendirilmeli kıdem tazminatı isteği kabul edilmeli, ihbar tazminat talebi ise red edilmelidir.
Mahalli Mahkeme kararının bu yönden bozulması görüşünde olduğumdan daire çoğunluk kararına katılamıyorum.
KARŞI OY
İşyerinde kasadan bir miktar paranın kaybolması olayın meydana gelmiş olup işveren davacıdan şüphelendiğini belirterek emniyet makamlarına başvurmuş ve emniyette tarafların karşılıklı konuşmalarından sonra bir anlaşma ortamının doğduğu görevli emniyet mensubu tarafından ifade edilmiştir. Emniyetten birlikte ayrılan davacı ve işveren muhasebe bürosuna gitmişler ve davacı burada ... işyerinden kendi isteğiyle ayrıldığını ... belirten belgeyi imzalamış ve imzalarken kendi el yazısıyla okuyarak imzaladığını da belirtmiştir. Dinlenilen davalı tanıkları davacının işyerinden para kaybolması Üzerine işi terk ettiğini ve ertesi gün işverenle karakolda buluştuklarını ve buradaki görüşmeden sonra belgenin davacı tarafından imzalandığını ifade etmişlerdir. Ayrıca dinlenilen bir davalı tanığı davacıyı kasadan para alırken gördüğünü de belirtmiş olup, yine bu tanık davacının karakolda işverene beni kurtarın diye ağladığını da ifade etmiştir.
Bütün bu olgulardan ve olayların gelişiminden; işyerinden para çaldığı iddiasıyla karşılaşan ve tüm delillerin aleyhine olduğunu anlayan davacının işverenle konuşup anlaşmaya vardığı ve bu anlaşmada konunun işverenin davacı hakkındaki şikâyetini devam ettirmemesi ve davacının da işten ayrılması olduğu ve bunun neticesinde davacının bu anlaşmanın kendisine yüklediği eylemi yerine getirdiği ve işten istifa ettiği ve işverenin yasal haklarını kullanmaktan başka işçiye karşı yönelttiği tehdit durumu bulunmadığından, davacının olayın kapanması için verdiği istifa dilekçesinin tehdit ile alındığını söylemenin mümkün olmadığı düşüncesiyle mahkeme kararının onanması görüşündeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy