(1475 S. K. m. 35, 54) (1086 S. K. m. 87)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla çalışma yıllık izin ile ulusal bayram gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini, istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendlerin dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı yargılama sırasında ücretini az bulduğu için işyerinden ayrıldığını bildirmiş ücretinin işveren tarafından indirildiği hususunda bir iddiada bulunmamıştır. Böyle olunca hizmet akdinin haklı neden bulunmadan davacı tarafından sona erdirildiğinden bu nedenle ihbar ve kıdem tazminatı istemlerinin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Yıllık izin ücreti ve fazla mesai ücretine ilişkin talepler için davacı ıslah suretiyle müddeabihi artırmış olduğundan dava tarihi yerine ıslah tarihinden faize karar verilmesi de isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.11.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY: HUMK.nun 87/son cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptalinden önce fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak açılan kısmi davada davalı önceden temerrüde düşürülmemişse, dava açılmakla oluşan temerrüdün ilk kısmi davaya konu alacaklarla ilgili olduğu, bilahare açılan ek davada istenen bakiye alacaklarla ilgili olarak ek dava tarihi itibariyle borçlunun temerrüde düşürüldüğü, bunun sonucu olarak ek davaya konu alacaklara ek dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği, gerek dairemiz, gerek Hukuk Genel Kurulunca istikrarlı şekilde kabul edilmektedir.
Anılan Anayasa Mahkemesi kararından sonra, ilk davada fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmuşsa, ek dava açılmasına gerek kalmadan, açılan ilk davanın yargılaması sırasında ek davaya konu olabilecek bakiye alacaklar ıslah yoluyla istenebilmektedir.
Dava konumuzda böyle bir ıslah söz konusudur. Burada ıslah yoluyla istenen bakiye alacaklarla ilgili olarak faiz başlangıcı ilk dava tarihi mi, yoksa ıslah tarihi mi olacaktır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı, harç alınması, zamanaşımı ve temerrüde düşürülme gibi usul ve yasa hükümlerini değiştirmiş değildir. Bu nedenle ilk kısmi davada istenen miktarla ilgili olarak önceki gibi faiz başlangıcının ilk dava tarihi, ıslah sureti ile istenen bakiye alacaklara ise, ıslah talebi ile ilgili harcın yatırılma, başka bir anlatımla ıslahın gerçekleştiği tarihin faiz başlangıcı olarak kabulü gerekir.
Bu sebeplerle daire çoğunluğunun ıslaha konu bakiye alacaklara ilk kısmi dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiği yolundaki bozma kararına katılamıyorum.
Kararın bu yönden de Onanması görüşündeyim.
Full & Egal Universal Law Academy