(2004 S K. m. 67) (1086 S. K. m. 15)
Dava: Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı yetki yönünden reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı avukat, davalı banka ile yaptıkları vekalet sözleşmesi uyarınca davalı adına takip ettiği dava ve işler nedeniyle vekalet ücretine hak kazandığını ve bunun için davalı aleyhine icra takibine başvurduğunu, ancak davalının bu takibe itirazda bulunduğunu belirterek İş Mahkemesinden itirazın iptali ve takibin devamı ile %40'tan aşağı olmamak üzere icra-inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece şubenin işlemlerinden kaynaklanmayan uyuşmazlıktan ötürü şubenin bulunduğu yer mahkemesinde açıldığını, mahkemenin yetkisiz olduğu gerekçesi ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 15. maddesi gereğince iki taraf vekillerinin müvekkillerinden isteyecekleri ücret ve masraflara ait davalarda yetkili ve görevli mahkeme asıl davaya bakan mahkemedir. Somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin hizmet aktine dayanmadığı dava dilekçesinden ve davalının savunmasından anlaşıldığı gibi esasen bu husus mahkemenin de kabulündedir. Gerçekten dosya içinde bulunan vekalet sözleşmesi bu hususta açık hükümler öngörmektedir. Daha açık bir ifade ile hizmet sözleşmesi ilişkisi bulunmadığı için davaya bakmaya iş mahkemesi görevli değildir. Bu durumda dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken yetki sorunu ele alınarak Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.09.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy