(1475 S. K. m. 17)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, ücretli izin alacağı ve vergi iadesi alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Azerbaycan uyruklu ve makine mühendisi olan davacı işçi davalıya ait işyerinde 01.03.1997 tarihinde çalışmaya başlamış bu hizmeti 4.3.2000 tarihine kadar süre gelmiştir. İşe başladığı tarihte Türkiye'de çalışabilmesi için gerekli olan çalışma ve ikamet izinlerini ilgili mercilerden sağlamıştır. Ancak son yılda böyle bir izin alınması yükümlülüğü karşısında, davacı işçi yine ilgili mercilere başvurmuş ise de bunun için Azerbaycan'dan aldığı diplomanın Türkiye'de denkliliğini gösteren bir belgenin de gerekli olduğu belirtildiğinden böyle bir denklik belgesini sağlayamamıştır. Bu gelişmeler üzerine davalı işveren davacı işçiye son defa iki günlük bir süre tanıyarak ikamet belgesini çıkartması istenmiş fakat süre geçmesine rağmen davacı yine bu belgeyi temin edip çalışma iznini işverene ibraz edememiştir. İşveren çalışma koşullarının, gerçekleşmediğini vurgulayarak davacının sözleşmesini feshetmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki yabancı uyruklu bir işçinin Türkiye'de çalışmasının bir takım zorluklar ortaya çıkaracağı kaçınılmazdır. Ancak burada asıl önemli olan davacı işçinin başlangıçta onanmayan denklik belgesinin sonradan istenmesi karşısında müşkül bir durumda kaldığı ve sonuçta bunu sağlayamadığı açık seçik ortadadır. Sonradan oluşan bu olumsuz durum 1475 S.İş K. 17/III. Maddesi kapsamına giren zorlayıcı sebep olarak değerlendirilmelidir. Dairemizin kararlık kazanmış uygulamalarında işyeri dışında işyeri ile ilgili olmayan bir suç nedeniyle işçinin tutuklanması hali zorlayıcı sebep olarak nasıl düşünülmüş ise, bu somut olayda da denklik belgesinin sağlanamamış olması da aynı şekilde değerlendirilmelidir.
Bu koşullarda davacı işçinin ihbar tazminatına hak kazanamadığı şeklinde ki mahkemenin gerekçesi isabetli ise de kıdem tazminatının reddi konusundaki görüşü hatalıdır. Buna göre kıdem tazminatı hesabı yapılarak belirlenecek miktar hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 17.01.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Davacıya Türkiye'de 15.12.1999'a kadar çalışması için izin verildiği ve daha sonra iznin uzatılabilmesi için davalı şirket tarafından Bayındırlık ve İskan Bakanlığı'na 20.12.1999 tarihinde başvurulduğu ve Bakanlık 24.12.1999 tarihli cevabi yazısı ile kişinin ek de gönderilen formda belirtilen belgelerle Yüksek Öğretim Kurulu Başkanlığı'na başvurması ve adı geçen kuruluşça diplomasının denkliğinin belirlenmesinden sonra gerekli işlemin yapılacağı belirtilmiştir. Davacıyı çalıştırmakta olan şirketin yeni çalışma izni alabilmek için resmi makamlara başvurduğu ancak, davacının Makine Mühendisliği ile ilgili denklik belgesini Yüksek Öğretim Kurumuna sunmadığı ve bu yönden kendisine düşen görevi yapmaktan kaçındığı ve işverence kendisine bu yönde yeterli süreler verildiği görülmektedir.
Daire çoğunluk kararında; başlangıçta aranmayan denklik belgesinin sonradan istenmesi karşısında davacının müşkül durumda kaldığı ve bunu sağlayamadığı ve bu durumun 1475 sayılı İş Kanununun 17/III. Maddesi kapsamında zorlayıcı sebep olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Zorlayıcı neden, kaçınılamayan ve önceden görülemeyen dıştan gelen olaydır. Okul bitirme belgesinin verilmesinden ve Yüksek Öğrenim Kurumuna başvurulmasından davacının kaçındığı açıktır. Diplomanın ibrazı ve denklik belgesi istenmesi kaçınılmayan ve önceden görülemeyen bir olay değildir. Davacı diplomasını ekleyerek Yüksek Öğrenim Kurumuna başvurmaktan kaçınmaktadır. Bu kaçınma eylemi davacı işçinin kendisinden doğmakta olup, bu işlemleri yapmış olsaydı çalışmaya devam edebilecekti. Yani ortada davacının istek ve iradesi dışında doğan ve gelişen bir durum bulunmamaktadır. İşçinin kendi kusurundan doğan olay zorlayıcı neden olamaz. Bozma kararında örnek olarak gösterilen tutukluluk halini bu olaya benzetmenin hiçbir hukuksal dayanağı yoktur. Tutukluluk halinde, tutukluluğa neden olan olay veya olaylar bir anda gerçekleşmekte ve bu olayların önceden görülmesi mümkün olmayıp, ayrıca olaylar dıştan gelmektedir. Burada ise davacı tüm ısrarlara ve verilen sürelere karşılık kendisinde bulunması gereken yüksek okul diploması ile denkliğe karar verecek mercie başvurmamakta ve dolayısıyla işveren kendisini çalıştırması için gerekli izni alamamaktadır. İşveren kendisine düşen görevi yapmış olup, davacı işçi iş görmekten kaçınmıştır. Bu nedenle mahkemece verilen kararın Onanması görüşündeyiz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy