(818 S. K. m. 322) (1475 S. K. m. 13)
Davacı, ihbar tazminatı ile maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı işçinin sözleşmesinin feshinden dolayı zarara uğradığı gerekçe gösterilerek maddi tazminata karar verilmiş ise de böyle bir zarar dosya içeriğine göre isbat edilmiş değildir.
Gerçekten davacı iddiasını isbat için tanıklar göstermiş olup bunların anlatımlarından bu konu kanıtlanmış olduğu sonucuna varılamaz.
Kaldı ki tanıklar arasında davacı gibi aynı durumda bulunan işçi de bulunmuştur. Davacı ile bu işçinin menfaat ortaklığı olduğu da açıktır. Bu koşullarda maddi tazminatın hüküm altına alınması hatalıdır.
3- Davacı işçi sözleşmesinin feshinden dolayı manevi tazminat isteğinde bulunmuş ve mahkemece bu istek de kabul edilmiştir. Ancak Borçlar Kanunun da öngörülen manevi tazminatın koşulları da oluşmamıştır.
Böyle olunca bu istek de reddedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.02.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dava tazminat isteklerine ilişkindir. Mahkemece istek kalemleri kabul edilmiş; karar daire çoğunluğunca maddi ve manevi tazminat isteklerinin reddi ile bozulmuştur.
Somut olayda; davacı işçi işyerine Özel güvenlik görevlisi olarak girmiştir. Kalifiye işçi statüsündedir. Sendikalıdır. İşverenin teklifi ile Sendikadan istifa ettirilmiş norma uygun özel güvenlik teşkilatı personeli statüsünde çalışmak için beklemeye bırakılmıştır. Muğla Valiliğinin oluruna rağmen sekiz ay bekletilmiş; davalı şirketin bu görevi özel bir şirkete vermesi üzerine iş akdi 21.3.2000 de fesh olunmuştur.
Manevi zarar, zarar görenin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen bir eksilmedir. Kişisel değerler Federal Mahkemeye göre; bir kişiye bireysellik kazandıran ve koruma bakımından özel duygular dahil olmak üzere bireyler arasındaki ilişki gereksinmelerinde korumaya değer her şeyi ifade eder.(ATF 70 II 127 JT 1945 I 24)
Manevi zararın giderim biçimi olan manevi tazminat genel olarak haksız fiillerde uygulanmaktadır. Ancak sözleşme sorumluluğuna ayrık olarak (BK M 332) gerek Türk gerek Yabancı hukuklarda uygulanmaktadır.
Manevi tazminatın koşulları zarar, illiyet bağı ve hukuka aykırılıktır. Hukuka aykırılık Türk pozitif hukukunda norma aykırılıktır.
Olayımızda, fesih hakkını kötüye kullanan işveren İş K. 13 /III uyarınca kötü niyet tazminatıyla yükümlü kılınmıştır. Şu durumda Daire çoğunluğunca da kabul edildiği üzere davalı işveren Kanuna yani norma (İş K. 13/I) e aykırı davranmıştır. Türkiye ortamında işsizliğin sosyal bir olgu olduğu bir gerçektir. İnsanları intihara kadar sürükleyen bu olgunun moral değerleri yıkmayacağını ileri sürmek ne derece doğrudur? Kaldı ki İş K m. 13/son bu isteğe olanak tanımaktadır. Bu nedenle davacının da manevi tazminat istemi yerindedir.
Maddi tazminat isteğine gelince, bu tür bir sorumluk Culpa ın Contrahendo sorumluluğudur. Güvene dayanan bir sözleşmenin kurulması gerekirken kurulmamasından doğan bir zarar bu kapsamdadır.(MK m 2; BK m 41/II)
Somut olayda, davacı norma uygun özel güvenlik elamanı olarak çalışmak için sendikadan istifa ederek maddi kayba uğramıştır. İşveren bu davranışından yukarıda anılan sorumluluk tipine uygun olarak sorumludur. Zararın varlığı açıkça görüldüğü ispatı mümkün olmadığı durumlarda yargıç BK m 42/II gereği tazminata hükmeder. Mahkemece hüküm olunan miktar gerçek zararın çok altındadır.
Yerel mahkeme kararının yukarıda anlatılan gerekçe ile onanması düşüncesiyle Dairemizin çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy