(1475 S. K. m. 14, 16, 17, 18)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, ödenmeyen ücret ile ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinin olayda uygulanma yeri bulunmaktadır. Mahkemenin de kabulü bu yönde olduğu için olay tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süresinin geçmesi nedeniyle kıdem tazminatı hüküm altına alınmıştır. Aynı gerekçeyle ihbar tazminatına da karar verilmesi gerekirken reddi çelişki oluşturduğu gibi anılan yasaya da aykırıdır. Böyle olunca da hesaplanan ihbar tazminatı bir değerlendirmeye tabi tutularak belirlenecek miktar hüküm altına alınmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04.03.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
Davacı, idarece 8.3.1995 tarihinde hastaneye sevk edildiğini ve hastanede tedavileri ve istirahatlerinin devam ettiğinin bilinmesine karşılık İş Kanunu'nun 18. maddesinde ki 6 günlük süre aşılarak ve işe gelmeme nedeniyle iş akdinin feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatlarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Mahkeme 6 iş günlük süre içinde akdin feshedilmediğini belirterek kıdem tazminatını hüküm altına almış olup, karar ihbar tazminatının reddedilmesinin hatalı olduğu görüşüyle bozulmuştur.
Davalı işveren 8.3.1995 tarihinde psikolojik rahatsızlık nedeniyle davacıyı hastaneye sevk etmiştir. Davacıya verilen son raporda, 26.4.1996 tarihinden itibaren çalışması gerektiği belirtilmiştir. Toplu İş Sözleşmesinin 31/d. Maddesinde, tedavinin başlamasından itibaren 6 aylık süre içinde sözleşmenin feshedilemeyeceği ve iyileşme mümkün ise, bildirimsiz fesih hakkının 18 aya kadar uzayabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durum da işverenin fesih hakkı 26.4.1996 tarihinde doğmuş olup, İş Yasasının 17/II. Bendine göre fesih hakkı bulunmaktadır. İşveren bu olayları bir tarafa bırakarak 26.4.1996 tarihinden itibaren işbaşına gelinmemesini araştırma nedeni yapmıştır. Bu araştırması sonucunda 18.6.1997 tarihinde devamsızlık nedeniyle akit fesh edilmiştir.
Burada sorun; davacının iş akdinin feshinde işveren yönünden hangi nedenin öncelik taşıdığıdır. Mahkeme ve Daire çoğunluğu 6 işgünü içinde akdin feshedilmediğini kabul etmektedirler. Ancak davalı idare yönünden iki ayrı fesih nedeni oluşmuş olup, burada işveren sağlık nedeniyle fesih hakkını kullanmamakla davacının zararına neden olma gibi bir netice sağlamaya çalışmıştır. Devamsızlık durumunun kabulünde ise davalı idare yönünden haklı durum oluşmuştur. Çünkü davacı rapor bitiminde işe başlamamış olup, idare soruşturmaya gerek duymuş ve soruşturma sonucunda akdi feshe yetkili makam olan Bakanlık Makamına 18.6.1997 tarihinde teklif sunulmuş ve aynı gün akit feshedilmiştir. O halde devamsızlık olgusunun kabulünde 6 işgünlük süre dolmamıştır. Bu nedenle mahkemenin kıdem tazminatı ile ilgili yaklaşımına katılamıyoruz. Ancak işveren sağlık nedeniyle doğmuş olan fesih hakkını kullansaydı davacı kıdem tazminatına hak kazanacaktı. İşverenin kabul edilemeyen ve karşı tarafı zarara sokan eyleminin iyi niyetli kabul edilmemesi gerekir. Çünkü davacının hastalığı bilinmekte ve kendisinden işe başlaması da istenmemiştir. Bu nedenlerle tazminat ödenmesinden kaçınılma gayreti içine girilmiş olup, davacının doğmuş olan kıdem tazminatının kabulü bu gerekçelerle mümkündür. Mahkemenin kıdem tazminatı ile ilgili hükmü sonuç itibariyle doğrudur.
İhbar tazminatına gelince; Daire çoğunluğu görüşüne katılamamaktayız. Davacı sağlık nedeniyle kıdem tazminatına hak kazanmış olup, bu durum ihbar tazminatı için bir gerekçe olamaz. Ayrıca feshe yetkili makam olayı öğrendiği gün akdi feshetmiştir. Bu nedenle davacı yararına ihbar tazminatı talep etme hakkı doğmamış olup, mahkemenin bu yönde ki kararı da sonucu itibariyle doğrudur. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy