(1086 S. K. m. 237)
Davacı, görevlerini kötüne kullanmak suretiyle meydana getirilen banka zararının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılardan E. B. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davalı işçi Türk Hava Yollarına ait işyerinde çalıştığı dönemde sahte evrak düzenleyerek işvereni zarara uğrattığı ileri sürülerek açılan bu tazminat davası sonunda davalı işçinin sorumluluğu cihetine gidilmiştir. Oysa aynı eylemden dolayı işçi hakkında Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmış ve bu dava sonunda sanık işçinin hükümlülüğüne karar verildiği gibi müdahil idarenin de zararının tazmini cihetine gidilmiştir.
Her iki dava dosyasının incelenmesinden davalının eylemleri sonucu davacı kurumun zararı hesaplanarak istek doğrultusunda hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. İşbu hukuk davası ceza davasının sonucunu belirlemiş, ceza davasında hem cezayı hem de tazminatı kapsar şekilde hüküm kurulmuş ve karar Yargıtay incelenmesinden de geçmek suretiyle kesin olarak sonuçlanmıştır. Artık bu durumda bu dava ile zarar ziyanın tazmini şeklinde hüküm kurması davacı yararına mükerrer ödemeye yol açacağı gibi davalı aleyhinde de mükerrer bir sorumluluğu sonucu doğuracaktır. Böyle olunca kesin hüküm ortada iken sanki hiç hüküm yokmuş gibi isteğin kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.05.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy