(5953 S. K. m. 7)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatlarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde, taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davalının temyizine gelince;
Davacı, davalıya ait işyerinde 1.2.1985 tarihinde çalışmaya başladığını, kendisine 27.2.1991 tarihinde vaki olacak kıdem tazminatından mahsup edilmek üzere avans ödemesi yapıldığını, ancak sözü edilen tarihte çıktı yapılarak ertesi gün yeniden girdi yapılarak çalışmaya devam ettiğini, 30.9.1995 tarihinde de hizmet akdinin sona erdiğini, bu sürede kendisine 1991-1995 çalışma dönemi nazara alınarak kıdem tazminatı ödendiğini, 1.2.1985 - 27.2.1991 çalışma süresi nazara alınınadığı için eksik kıdem tazminatı ödendiğini iddia ederek fark kıdem tazminatı talep etmiş; davalı ise 1991 yılında davacının istifa ederek işyerinden ayrıldığını, TİS'in 13. maddesi gereği kendisine kıdem tazminatı ödendiğini, bilahare yeni bir hizmet akdi ile çalışmalarını sürdürdüğünü, davanın reddi gerektiğini savunmuş, mahkemece davacının isteği doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
1991 yılında davacıya yapılan ödemenin avans mı yoksa kıdem tazminatı mı olduğu, kıdem tazminatı hesabında 1991 yılından önceki sürenin sonraki çalışma süresi ile birleştirilip birleştirilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
Davacı, davalı kuruma 26.2.1991 tarihinde intikal eden dilekçesinde istifa ettiğini bildirmiş ve ajansta çalıştığı süreye ait kıdem tazminatının kendisine ödenmesini istemiş, işverence düzenlenen kıdem tazminatı tahakkuk cetveli ile 6 yıl 27 günlük kıdem tazminatı hesaplanıp kendisine ödenmiş ve davacı davalı işvereni ibra etmiştir. Bilahare 28.2.1991 tarihinden geçerli olmak üzere yeniden ataması yapılmış ve davacı yeni bir hizmet akdi ile sözleşmenin son kez sona erdirildiği 30.9.1995 tarihine kadar çalışmıştır.
İstifa, bozucu yenilik doğuran bir hal olup, bu yöndeki beyan karşı tarafa ulaşmakla sonuçlarını doğurur. Bu nedenle olayımızda Şubat 1991'de istifa ile sözleşmenin sona erdiğinin kabulü gerekir. Davacının tabi olduğu 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkındaki Yasada istifa halinde kıdem tazminatı ödenmesi halinde 1475 sayılı İş Yasasında olduğu gibi bir cezai yaptırım öngörülmemiştir. Bu nedenledir ki davacının istifa dilekçesini verdiği Şubat 1991 tarihinde işyerinde yürürlükte bulunan 14. dönem Toplu İş Sözleşmesinin 13. maddesinde "...212 sayılı yasa ile değişik 5953 sayılı yasaya tabi T.G.S. üyesi istifa etmesi halinde de kıdem tazminatına hak kazanır..." hükmüne yer verilmiş ve bu düzenlemeye dayanılarak davacıya bu tarihte kıdem tazminatı ödendiği anlaşılmaktadır.
Davacının TİS'in bu hükmünden yararlanabilmek için istifa ettiğinin ve kıdem tazminatı aldığının, bilahare yeni bir hizmet akdi ile çalışmalarını sürdürdüğünün kabulü gerekir. Zira davacı bu istifa dilekçesini iradesi dışında, işverenin isteği ile verdiğini iddia etmemiş, hata ve hile ile alındığı yolunda kanıt da sunmamıştır.
Aynı işyeri ile ilgili olarak mahkemelerden farklı kararlar çıktığına dair örnek kararlar sunulmuş ise de, önce sonuçlanan davalarda TİS'in 13. maddesine dayalı savunma getirilmediğinden ve anılan maddeye dayanılmadığından sonuca etkili görülmemiştir.
5953 sayılı yasanın 7/8 maddesi gereği "Bir defa kıdem tazminatı ödenen gazetecinin kıdemi, yeni işine girişinden itibaren hesaplanır."
Davalı işverenin ileride daha farklı kıdem tazminatı ödememek için 1991 yılında kıdem tazminatı ödeme yoluna gittiği ve kötü niyetli olduğu yolunda delil de sunulmamıştır.
Açıklanan bu nedenlerle davacının fark kıdem tazminat isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalıdır.
Kabule göre; 5953 sayılı yasada, 1475 sayılı İş Yasası'nın 14. maddesinde olduğu gibi kıdem tazminatına akdin feshi tarihinden mevduata uygulanan en yüksek faiz öngörülmediği halde, hüküm altına alınan fark kıdem tazminatına temerrüt tarihinden yasal faiz yerine akdin feshi üzerinden en yüksek banka mevduat faizi yürütülmüş olması da bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.4.2001 gününde oyçokluğuyla ile karar verildi.
Karşıoy Yazısı
Davacı Basın-İş Kanunu'na tabi olarak üyesi bulunduğu Send'ıka ile işveren arasında bağıtlanan 1.10.1990-30.9.1992 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesinin 13. maddesi uyarınca 27.2.1991 tarihinde istifa etmek suretiyle kıdem tazminatı adı altında avans alıp hizmet akdi feshedilmeksizin 28.2.1991 tarihinden itibaren aynı görevine devam etmiş bulunmaktadır.
Hizmet akdi 30.9.1995 tarihinde feshedilmek suretiyle işyerinden kıdem tazminatı almaya hak kazanan davacıya hizmet akdi feshedilmeden ödenen paranın kıdem tazminatı avansı olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığından ,usul ve yasaya uygun kıdem tazminatı farkına ilişkin karan isabetli bulduğumuzdan çoğunluğun bu yöne ilişkin bozma kararına katılmıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy