(1475 S. K. m. 14, 17)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, işverenden ücretsiz izin talebinde bulunduğunu ve bu isteğinin kabul edilmesine karşın iş akdine son verildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuştur.
Davalı işveren savunmasında; davacının izin talebi sonucunu beklemeden işyerinden ayrıldığını ve kendisine ücretsiz izin verilmediğini; ileri sürmüştür.
Mahkeme, işyerinde uygulanmış olan Toplu İş Sözleşmesi eki ceza cetvelinde ön görülen sıralamanın atlanılarak davacıya işten çıkartma cezası verilmesinin haklı görülmeyeceğini belirterek davacı isteklerinin kabulü yönüne gitmiştir.
Davacı 29.9.1995 - 10.10.1995 tarihleri arasında ücretsiz izin kullanmış olup, işverenden göreve başladığı tarih de yeniden ücretsiz izin isteminde bulunmuş ve bu isteğinin sonucunu beklemeden 11.10.1995 tarihinde işyerinden ayrılmış ve fesih tarihi olan 6.3.1996 tarihine kadar işe gelmemiştir.
İşyerinde 1.3.1994 - 29.2.1996 tarihleri arasında yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesinin 64. maddesinde "İşçinin başvurması üzerine ve mazereti makul görülmek kaydıyla ücretsiz izin verilir..." denilmektedir.
Davacı işçinin ücretsiz izin isteğine ilişkin dilekçesine işveren kayıtlarında rastlanamamıştır. Davacı dava dilekçesinde izin isteğine ilişkin formu puantöre teslim ettiğini ileri sürmüştür. Ancak asıl olan talepte bulunulması olmayıp, bu talebin işverence kabul edilmesi ve isteğin makul olmasıdır. Davacı işçi isteğindeki gerekçeyi yargılama sırasında da belirtmemiştir. Yine davacının isteğinin sonucunu beklemeden işyerinden ayrıldığı da tartışmasızdır. Mahkemede davacının 11.10.1995 tarihinden itibaren izinsiz ve mazeretsiz olarak göreve devam etmediğini kabul etmiştir. Ancak Toplu İş Sözleşmesinin eki olan disiplin ceza cetvelinin 11. maddesinde, devamsızlık halinde verilecek cezaların düzenlendiği ve işten çıkartma cezasının devamsızlığın 3 defa tekrarından sonra verilebileceği ve böyle bir durumunda söz konusu olmadığı gerekçesiyle fesih işlemi hatalı kabul edilmiştir.
Davacı 11.10.1995 tarihinden itibaren göreve gelmemiştir. Devamsızlık sürekli bir durum arz etmekle beraber, davacı izinsiz ve özürsüz işe devam etmiyerek, bir anlamda işini ve işyerini terk etmiştir. Bu durumda hizmet akdinin fesih tarihine kadar devam ettiğini kabul etmek mümkün değildir. Sürekli olarak işyerinden ayrılan kişiye mahkemenin kabul ettiği gündelik kesim cezası uygulanacak gerçekle bağdaşmamaktadır. Çünkü davacı işçi 3 gün işe gelmeme eylemi dışında sürekli olarak 11.10.1995 tarihinden 6.3.1996 fesih tarihine kadar işe gelmemiştir. Eyleminin karşılığını gündelik kesme cezasının içinde düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle hatalı olan mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 6.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy