(1475 S. K. m. 13, 17)
Dava: Davacı, avukatı, müvekkili idareye ait araçta meydana getirilen hasar bedelinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı, 7.2.1997 tarihinde kendisinin sevkettiği arazözün meydana gelen trafik kazası sonunda davacı yönetime verilen zararın tahsili için bu davayı açmıştır. Yapılan yargılama sonunda davalının kusurlu olmadığına ilişkin kusur bilirkişi tarafından düzenlenen rapora dayanılarak davanın reddine karar verilmiştir. Bu davadan önce yine davalı aleyhine açılan tedbirsizlik ve dikkatsizlikle yaralamaya sebebiyet suçundan açılan ceza davasında ise, mahkum olmuştur. Bu mahkimiyet kararı kesinleşmiş bulunmaktadır. Anılan ceza davasında ise bilirkişi tarafından verilen raporda davalı 8/8 oranında kusurlu bulunmuştur. Buna karşılık bu davada ise yukarıda açıklandığı gibi davacıya herhangi bir kusur yüklenmemiştir. Bu rapora karşı herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Sözkonusu raporun duruşmada okunup okunmadığı anlaşılmamaktadır.
Aslında ceza mahkemesinin mahkumiyet kararı hukuk mahkemesini bağlaması gerekir. Ne var ki bu davada mahkemece yeniden kusur araştırılması yapılıp bilirkişiden rapor alınmasıyla birbirine çelişik iki rapor ortaya çıkmış bulunmaktadır. Bu durumda mahkemece yapılacak iş raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için tayin edilecek 3 kişilik bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 7.6.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy