(1086 S. K. m. 237) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı daha önce aynı mahkemede kıdem tazminatının reeskont faizi ile tahsilini istemiş yargılama sonunda gerçekleşen kıdem tazminatına mevduata uygulanan en yüksek faizle tahsili şeklinde hüküm kurulmuştur. Davalı tarafın temyizi üzerine istekle bağlılık kuralına aykırılık oluşturacak şekilde hüküm kurulması dikkate alınarak yerel mahkeme kararı bozulmuştur. Mahkemece Dairemiz bozma kararına uyularak hüküm kurulmuş ve böylece kıdem tazminatı ve faizi ilgili karar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Artık bu kesin hüküm karşısında reeskont faizi ile mevduata uygulanan en yüksek faiz arasındaki farktan oluşan yeni bir alacak davası açmak olanağı yoktur. Bu durumda bu son davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 13.03.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy