(1475 S. K. m. 1, 13, 14, 26, 54) (Maliye Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname m. 10)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı, ücret farkı, ilave tediye, akdi ikramiye, sosyal, aile ve çocuk, vasıta yardımı ile yıllık ücretli izin parasının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde, davalı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı işçi davalıya ait işyerinde onun işçisi olarak çalıştığı halde sanki işyerinde görülen işin bir bölümünün alt işverene verilmiş gibi muvazaalı işlem yapılarak kendisinin uygulanmakta olan Toplu İş Sözleşmesinden yararlandırılmadığını ve iş akdine son verildiğini belirterek, sözleşme hükümlerinin de kendisine uygulanması suretiyle işçilik haklarının hüküm altına alınması istemiyle bu davayı açmıştır.
Davalı işveren ise; davacı ile aralarında hizmet ilişkisi bulunmadığını, davacının kendilerinden ihale ile iş alan firmanın işçisi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece davacının gerçekte davalının işçisi olduğu, davalı ile dava dışı firma arasındaki ihalenin muvazaaya dayandığı kabul edilerek istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur.
Bu açıklamalara göre uyuşmazlık, davalı ile dava dışı yüklenici arasında yapılan sözleşmenin muvazaaya dayanıp dayanmadığı ve bunun sonucu olarak da davalının gerçek işveren olup olmadığı konularında toplanmaktadır.
Mahkeme kararında; davacının çalıştığı bölümün işyerinin bir bölümü ve eklentisi olduğu, davacının yıllardan beri asli ve sürekli işlerde çalıştığı belirtilmiştir.
Davalı kurum tarafından temizlik, tahmil-tahliye, yemekhane ve garsonluk gibi hizmetlerin ihale yolu ile müteahhit firmalara yaptırılması yönünde alınan karar gereğince ihale şartnamesi hazırlandığı ve bu şartnameye göre hizmet alım ihalesine çıkıldığı ve gerekli ilanların yapıldığı ve şartnamedeki hükümler kapsamında firma ile sözleşme imzalandığı görülmektedir.
Maliye Bakanlığının 10 Aralık 1998 gün ve 23549 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Temizlik İhalelerinde Uygulanacak Esaslar başlıklı tebliğinde, idarelerin yardımcı hizmetler sınıfına dahil personeli tarafından yerine getirilmesi gereken ve ilgili yıl bütçe kanunlarıyla ödenek konularak yaptırılması öngörülen hizmet yerlerinin ve tedavi kurumlarının temizlenmesi, tesisatın bakımı ve işletilmesi işlerinin üçüncü şahıslara açıklık ve rekabet ilkeleri dahilinde ihale yoluyla gördürülmesinin mümkün olduğu belirtilmiş ve ayrıca idarelerin farklı uygulamalara yönelmelerini önlemek amacıyla asgari bir standardın oluşturulabilmesi için 178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 10'uncu maddesinin (f) bendinden alınan yetkiye dayalı olacak düzenleme esasları gösterilmiştir.
Davalı kurumun bu tebliğ esasları kapsamında düzenlediği, şartname ile ihaleye çıktığı görülmekle şartname hükümlerinin irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekir.
Şartnamede; gerçek ve tüzel kişi olarak ihaleye gireceklerden Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Sicil kayıtlarının istendiği, çalıştırılacak işçilerden % 40 - % 50 'sinin ihalenin yapılacağı tarihten önceki iki yıl içerisinde şartname konusu hizmetlerde çalıştırıldığına dair 4 aylık sigorta primleri bordrosu, bulundurulması gereken makinelerden en az % 30'unun ihaleye katılacak kişiye ait olduğunu gösteren faturalar ve bu makinelerin kayıtlı olduğunu gösteren demirbaş kayıt defteri aslı ve geri kalan kısmında işe başlama tarihinde hizmet verilecek yerde bulundurulacağına ilişkin taahhütname, mali gücü gösterir belge, Türk Standartlar Enstitüsü yeterlik belgesi ve hiçbir vergi borçları olmadığına ilişkin kayıtların ihaleye girecek firmalardan istendiği görülmektedir. Davalı kurum yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerin ihaleyi alan firmalar tarafından kendilerine sunulduğunu beyan etmişler ancak aksi davacı tarafça ileri sürülmemiştir. Bu durumda davalı kurumun yapmış olduğu hizmet alım ihalesinin Bakanlar Kurulunca çıkarılan tip şartname hükümleri ile Sosyal Sigortalar Kurumu tebliğleri, Maliye Bakanlığının ihaleler konusundaki tamimlerine uygun olarak yapıldığının kabulü gerekmektedir.
Ayrıca şartnamenin 20/n maddesinde yer alan ve işyeri disiplin ve nizamına uymayan işçilerin firmaya bildirileceği ve bildirimi takiben firmaca derhal değiştirilecektir.. şeklindeki düzenleme ile şartnamenin 20/e fıkrasına göre işçilerin özel kıyafeti olacaktır şeklindeki belirleme işyerinin özelliği nedeniyle getirilmiş olup, bu hükümler davalının asıl işveren olduğunu kabule olanak vermemektedir. Yine şartnamenin 20/c. Maddesindeki, yüklenici firma personelin sevk ve idaresinden sorumlu bir yetkiliyi görevlendirecektir şeklindeki düzenlemede, işçilerin müteahhide bağlı bir müdürünün amir ve talimatı altında hizmet vereceklerini ortaya koymakta olup, 20/k. Maddesindeki SSK mevzuatı ile her türlü işçi ve işveren hakkındaki mevzuata göre işçi alınması, işçi haklarının ödenmesi, işçi çıkarılması gibi konularda tüm sorumluluğun yükleniciye ait olduğu şeklindeki düzenlemede asıl işverenin dava dışı bulunan yüklenici firmanın olduğu hususunu açıkça ortaya koymaktadır.
Şartname ve sözleşmeler yasa ve diğer mevzuata uygun olarak düzenlenmiş olup, yüklenici tarafından resmi makamlardan alınan belgelerin gerçek dışı oldukları iddia edilmediği gibi, davalı kurum resmi makamlarca verilen kayıt ve belgeleri incelemek ve değerlendirmek suretiyle firmaları ihaleye kabul etmiştir. ihaleye giren veya ihaleyi alan firmaların yasaların aradığı firma olabilme koşullarını taşımadıkları da iddia edilmemiştir. Yine firmalara verilen işler, büyük sermaye birikimine ihtiyaç göstermeyen nitelikte işlerdir. Firmaların mali durumları davalı kurumu ilgilendirecek konulardan bulunmamaktadır.
Tüm dosya içeriğinden, sözleşmelerin muvazaalı olduğunun kabulü mümkün olmadığından, davacının davalı MKE K. A.Ş. den ihale ile iş alan taşeronun işçisi olduğu sonucuna varılarak, davalı ihale makamının sorumluluğunun 1475 sayılı Yasa'nın 1/son maddesi gereğince alt işverenin (taşeronun) sorumluluğu ile sınırlı olduğu kabul edilmelidir. Başka bir anlatımla, dava dışı taşeronun işçisi olan davacının ihale makamının taraf olduğu Toplu iş Sözleşmesinden yararlanması mümkün değildir. Davacının anılan Toplu iş Sözleşmesinden yararlandırılarak isteklerinin hüküm altına alınması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.07.2001 gününde oyçokluğuyla ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacının davalıya ait işyerinde iş alan taşeronlar nezdinde hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, taşeronlar değiştiği halde çalışmasına devam ettiği, dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
İhale şartnamesiyle hizmet alımı yoluna gidilmesi, Dairemizin daha önce davacının muvazaa yoluyla davalı işçisi olarak çalıştırılması olgusunu değiştirmez. Kaldı ki bozma kararında gösterilen ihale şartnamesindeki kayıtlar alt işveren gözüken firmanın gerçekte işveren vekili olduğunu göstermektedir. Bir işin alt işverene verilmesi halinde alt işverenin çalıştırdığı işçiler üzerinde emir ve talimat yetkisi asıl işveren ile paylaşılamaz. Kaldı ki işverenin bir kamu kuruluşu olarak yeni işçi almayıp taşeron denilen işveren vekilleriyle işçiliği ucuza maletmesi hukuka uygun bulunmamaktadır. Davacının davalının işçisi olması nedeniyle işyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinden yararlandırılması gerekir.
Bu durumda mahkeme kararının onanması düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy