(1475 S. K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacının 1.1.1988 tarihinde davalı S.E.'nin işyerinde 625 sayılı yasa hükümleri gereği çalışmaya başladığı, 3.2.1997 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu'na çıkışının verilerek 4.2.1997 tarihinde diğer davalı şirket nezdinde çalışmaya devam ettiği ve 16.12.1998 tarihinde iş akdinin feshedildiği, Şubat 1997 bordrosu ile S.E. işyeri için kıdem tazminatı ödendiği, fesihten sonra davacının Bölge Çalışma Müdürlüğü'ne başvurması üzerine 14.9.1999 tarihinde iki farklı çalışma dönemi kabul edilerek ayrı ayrı ihbar tazminatları ile şirketin işveren olduğu dönem için de kıdem tazminatı ödendiği uyuşmazlık konusu değildir.
Dosyada bulunan davalı, limited şirkete ait Ticaret Sicil Gazetesi'nden S.E.'nin bu şirketin ortağı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının tüm çalışma süresinde işi ve işyeri değişmediği gibi hizmeti kesintisiz devam etmiştir. Davacıya 4.2.1997 tarihinde kıdem tazminatı adı altında ödenen miktar hizmet akdi devam ettiği için avans niteliğindedir. Kıdeminin hizmet süreleri toplamı üzerinden hesaplanarak, bilirkişi raporunda belirtildiği gibi ödenen avanslar faiziyle birlikte tenzil edildikten sonra bakiye kıdem tazminatı hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece yazılı şekilde bakiye kıdem tazminatı isteğinin reddedilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 09.07.2001 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy