(2821 S. K. m. 61) (2822 S. K. m. 9)
Davacı, aidat alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Toplu iş sözleşmesine taraf sendika üyeleri olmayan ve sendika üyeliği sona eren işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlanmaları 2822 Sayılı Yasanın 9. maddesi gereği dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma taleplerini işverene bildirmelerine bağlıdır. İşçilerin bu yolda yazılı başvuruları mevcut değilse işverenin 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 61. maddesi gereği dayanışma aidatı ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle sendikanın yazılı başvurusu bulunmayan işçilerin toplu iş sözleşmesinden yararlandırıldığı, bu nedenle işverenin re'sen (işçilerin başvuru dilekçesi olmadığı halde) dayanışma aidatı keserek sendikaya ödenmesi gerektiği görüşünü benimsemek mümkün değildir. 2821 ve 2822 Sayılı Yasanın açık düzenlenmesi buna imkan vermemektedir. Zira, 2822 Sayılı Yasanın 9/3 bendinde dayanışma aidatı ödeyerek toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için konulan işçinin işverene dayanışma aidatı kesilmesi için yapması gerekli başvuru için önceden hiç sendika üyesi olmayan işçilerle önceden sendika üyesi bulunduğu halde sendika üyeliği sona eren işçiler arasında bir ayırım gözetilmemiştir.
Açıklanan bu nedenlerle mahkemenin işverence re'sen dayanışma aidatı kesilmesi gerektiği görüşünü benimsemek mümkün değildir. Bu sebeple davacının dayanışma aidatı ile ilgili isteklerinin reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 30.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı sendikaya üye olan işçilerin bir kısmının toplu iş sözleşmesinin bağıtlanmasından sonra istifa ettikleri halde davalı işveren tarafından toplu iş sözleşmesinden yararlandırıldıkları taraflar arasında uyuşmazlık dışı kalmaktadır.
Uyuşmazlık taraf işçi sendikası üyeliğinden ayrılan işçilerin işverence toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmalarının dayanışma aidatını ödemeleri karşılığına bağlı bulunduğundan işçilerin bu konuda talepte bulunmasının gerekli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2821 sayılı Sendikalar Kanunu'nun 36. maddesinde, işçi sendikalarının kendi faaliyetleri ile üyelerine sağladıkları hak ve menfaatlerin üyesi olmayanlara uygulanması, toplu iş sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydı ile söz konusu sendikanın yazılı muvafakatine bağlı olduğu yolunda bir kurala yer verilmiştir. 2822 Sayılı Kanunun 9. maddesinin üçüncü fıkrasında ise "toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakati aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir." denildikten sonra dayanışma aidatı miktarı üyelik aidatının "üçte ikisidir" yolunda düzenlemeye yer verilerek toplu iş sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu'nun saklı hükümlerinden birisi gösterilmiştir.
Davalı işveren davacı sendikanın üyeliğinden ayrılan işçilere toplu iş sözleşmesini uygulamaya devam ettiğine göre "Check-Off" sistemi olarak adlandırılan üye aidatını kaynaktan kesmek, dayanışma aidatı olan sendika üye aidatının üçte ikisini de ücretten kesip sendikaya göndermek zorundadır. Sendikanın muvafakatini almadan toplu iş sözleşmesini üyelikten ayrılan işçiye uygulamak ancak dayanışma aidatını ücretten kesip sendikaya ödemekle mümkündür. Önceden sendika üyelik aidatı kesintisi yapılarak toplu iş sözleşmesinden yararlanan işçinin sendikadan istifası tarihinden bir ay geçtikten sonra yararlanmasının davacı karşısında dayanışma aidatı kesilmesini talep etmemiş olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır.
Öte yandan toplu iş sözleşmesinin geçmişe etkili olarak yürürlüğe girmesi halinde taraf sendika üyesi olmayanların toplu iş sözleşmesinden dayanışma aidatı ödemek suretiyle yararlanması için yazılı talepte bulunması yolunda yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Gerçekten talep tarihinden dayanışma aidatı ödenmesi isteminin geçerli sayılması, dayanışma aidatı miktarının üyelik aidatından düşük bulunması nedeniyle toplu iş sözleşmesinin yapılmasında katkıları olan ve üyelik aidatı ödeyen sendikalı işçilerin çoğu zaman uzunca bir süre öncesi olan yürürlük başlangıç tarihinden itibaren toplu iş sözleşmesinden yararlanmaları sağlanırken taraf sendika üyesi olmayanların bu tarihte toplu iş sözleşmesindeki imza tarihinden sonraki bu haklardan istifadesi amaçlanmıştır. Ancak toplu iş sözleşmesi yetkisinin alınması ve bağıtlanmasında emeği geçen sendika üyelerinin sendikadan istifa etmelerinden sonra yazılı talepleri olmasa da işveren tarafından yararlandırılması karşısında dayanışma aidatı ödenmesi için sözlü talep ve rızasının bulunduğu kabul edilmelidir.
Yukarıda gösterilen sebeplerle kararın onanması düşüncesiyle çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy