(1475 S. K. m. 14) (1086 S. K. m. 83)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, gecikme faizinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı gecikmeden dolayı faiz alacağı isteminde bulunurken, kısmi dava açmış ve kısmi davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporundan sonra, davasını ıslah ederek belirlenen tüm miktarı talep etmiştir. Mahkemece belirlenen alacak hüküm altına alınmış ve karar davalı tarafından temyiz edilmiş olup dairemizce faiz oranının her yıl için ayrı ayrı belirlenmesi nedeni ile davalının lehine bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş ve bozma gerekçesine göre faiz oranları belirlenerek yeniden alacak yönünden faiz alacağı hesaplattırılmış olup, bu hesaplanan miktar ilk kararda hüküm altına alınan miktardan fazla çıkmıştır. Davacı vekili de bozma sonrası hesaplanan alacak farkını iş bu dava ile talep etmiştir.
Mahkemece istek kabul edilmiştir.
Verilen karar kısmi davanın ıslah suretiyle tam davaya çevrilmesi ve ilk karardaki miktarın davalı lehine usulü müktesep hak teşkil etmesi nedeniyle kesin hüküm ve aleyhe bozma ilkelerine aykırıdır. Zira davacı kısmi davasını ıslah suretiyle tam davaya çevirmiş ıslah dilekçesinde fazlaya ait hakkını saklı tutmamış ve bu kararı da temyiz etmemiştir. Davalının temyizi üzerine yeni oranlara göre belirlenen miktarın daha fazla olması, davacıya ek dava ile farkın ödenmesi hakkını vermez. Davanın reddi yerine kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy