(1475 S. K. m. 13, 14, 35, 49)
Dava: Davacı, ihbar, kıdem tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ile hafta ve genel tatil gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı
A.Ş. ile
avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Davalı
A.Ş. temyizi yönünden:
Hüküm, davalılar
.. A.Ş. ve
vekilinin yüzüne karşı 02.05.2002 tarihinde tefhim edilmiştir. Her iki davanın vekili aynı avukat olup, süresi içinde sadece
.. adına süre tutum dilekçesi vermiştir. Aynı avukat tarafından 20.06.2002 tarihli gerekçeli temyiz dilekçesinde ise her iki davalı adına kararın temyiz edildiği belirtilmiştir. Ancak, davalı
. A.Ş.ve
. adına süresinde verilmiş bir süre tutum dilekçesi bulunmadığı gibi temyiz harcıda yatırılmamıştır. Buna göre karar adı geçen davalı tarafından 5521 s. İş Mahkemeleri Yasasının 8. maddesinde öngörülen 8 günlük temyiz süresi geçtikten sonra temyiz edilmiş olduğundan HUMK. nun 432/4 maddesi gereğince süre aşımı nedeniyle temyiz isteminin reddine,
2- Davalı
temyiz istemi yönünden:
Her ne kadar dava dilekçesinde ve kararda iki davalı şirket gösterilmiş ise de, gerçekte bu iki şirketin aynı şirket olduğu, 1991 yılında G. A.Ş.unvanı ile kurulan şirketin 04.09.1998'de unvan değiştirerek Ç. A.Ş. adını aldığı, davalı
..'nın ise, şirket ortaklarından biri olduğu Ticaret Sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. Davacı
da 22.02.2001 havale tarihli dilekçesiyle bu nedenle davalı
hakkındaki davasını atiye bırakmıştır. Buna rağmen davalı
.. aleyhine hüküm kurulması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy