(1475 S. K. m. 49, 50) (2821 S. K. m. 45)
Dava: Taraflar arasındaki, yıllık ücretli izin alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/5/2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti.Duruşma günü davalı adına Avukat Serap Ö. ile karşı taraf adına Avukat Fazıl T. H. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının davalı sendikanın şube başkanı olarak görev yaptığı sırada 1993 - 1998 yılları arasında izinlerini kullanıp kullanmadığı ve şayet kullandırılmamışsa izin alacağına hak kazanıp kazanmayacağı uyuşmazlık konusudur.
Davalı sendikanın Ana Tüzüğüne Ek İç Yönetmeliğinin 29. maddesinde ücretli yöneticilere yılda 30 iş günü ücretli izin verileceği yazılıdır. Anılan yönetmelikte yada ana tüzükte ücretli yöneticilerin izinleri ile ilgili başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Sorun 2821 sayılı Sendikalar Kanununun 45. maddesi kapsamında çözümlenmesi gerekmektedir. Anılan madde de ücretler ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatların genel kurul tarafından tespit olunacağı kuralı öngörülmüştür. Ne var ki dosyaya, bu konuda alınmış herhangi bir genel kurul kararı sunulmuş değildir. Buna göre kullandırılmayan izinler karşılığında ücret ödenip ödenmeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmamakla birlikte, davacının 1990, 1991 ve 1992 yıllarında izin kullanmayacağını belirterek karşılığının ödenmesi istekleri sendikaca kabul edilmiş ve bu yıllarda kullanmadığı izinlerin ücreti ödenmiştir. Böylece sendika tarafından kullanılmayan izinlerle ilgili uygulama ortaya konulmuş olmaktadır. Bu durumda davacının kullandırılmayan izinlerinin olması halinde izin alacağına hak kazanacağının kabulü gerekir. Öte yandan davacı 1993 - 1998 yılları arasında, kullanmak istediği iznin hangi yıla ait olduğunu belirterek izin talep dilekçelerini Sendikaya vermiştir. Bu dilekçelerde davacının imzası da bulunmaktadır. Davacı, dilekçelerin sadece izin talebini içerdiğini sendika tarafından izinlerin kullandırılmadığını ileri sürmüş, mahkemece buna itibar edilerek isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının anılan 5 yıllık dönem için yönetmeliğe göre toplam 150 gün izne hak kazanabilmesi ve izin talep dilekçelerindeki toplam sürenin de 150 gün olması dikkat çekicidir. Burada asıl üzerinde durulması gereken, davacının bu izin taleplerinde hangi yıla ait iznini kullanmak istediğini belirtmiş olmasıdır. Davacının bu şekilde iznin ait olduğu yılı sıra takip ederek göstermiş olması, önceki yıl izninin de aynı şekilde kullandırıldığını ortaya koymaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki izne ayrılan yöneticilere yemek parasının verilmeyeceği yönünde bir uygulamanın kararlılık kazanmış olduğu görülmektedir. Bu açıdan bordrolar değerlendirildiğinde davacı sendika yöneticisinin uyuşmazlık konusu günlerde yemek parasının bordrolarda yer almadığı, bunun sonucu olarak da izne çıkmış olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmalıdır.
Davacının görev yaptığı dönem içinde bu şekilde bazı yıllara ait izinlerini kullandığı, diğer yıllar için bedellerinin ise talebi üzerine ödendiği anlaşıldığına göre, izin alacağına hak kazanması söz konusu değildir. Mahkemece isteğin reddine karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 250.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.5.2002 gününde oybirliği karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy