(818 S. K. m. 325, 339)
Dava: Davacı, maaş ve zam farklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında düzenlenen 15.7.1998 tarihli hizmet akdinin 6. maddesinde mukavelenin süresi 1 yıldır. Taraflar anlaşarak bir yıllık süreler halinde yeniden mukavele yapabilirler. Deneme süresi 3 aydır. Taraflar için uygun olduğu takdirde mukavele hükümleri o tarihten itibaren geçerlidir. kuralına yer verildiği, hizmet akdinin 23.2.2000 tarihli fesih bildirimi ile 28.2.2000 tarihi itibariyle davalı işverence haklı neden olmadan feshedildiği dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Davacı hizmet akdinin belirli süreli iken süresinden önce feshedilmesi nedeniyle bakiye süre ücreti talebinde bulunmuştur.
Mahkemece bir yıllık akdin bitim tarihi olan 15.10.1999' dan sonra taraflar arasında yazılı olarak yeniden 6. maddeye uygun bir sözleşmenin yapılmamış olması nedeniyle sözleşmenin süresiz hale geldiği gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.
Borçlar Kanununun 339. maddesinde süresi belirli hizmet sözleşmesinin süresinin bitiminden sonra iki tarafın susması ile sözleşme devam ettirildiği takdirde aynı şartlarla en fazla bir yıl için yenilenmiş sayılacağı öngörülmüştür. Somut olayda bir yıllık akit süresinin 15.7.1999 tarihinde sona erdiği, ancak davacının çalışmasına devam ettiği, akdin işverence feshedildiği 28.2.2000 tarihine kadar çalıştığı anlaşılmaktadır. Bir yıllık sürenin bitiminden sonra tarafların susması ile anılan kanun hükmü uyarınca akdin bir yıl yenilenmiş olduğunun kabulü gerekir. Tarafların bir araya gelip yeniden yazılı sözleşme yapmamış olmaları yukarıda belirtilen yasal sonucun doğmasına engel olamaz. Öte yandan süre bitiminden sonra akdin belirsiz süreli alacağına ilişkin sözleşmede açık bir hüküm veya sonradan yapılan bir anlaşmada söz konusu değildir. Böyle olunca davacı işçinin bakiye süre ücreti isteğinin Borçlar Kanununun 325.maddesi de dikkate alınmak suretiyle hesaplanarak hüküm altına alınması gerekir. Yazılı şekilde isteğin reddi hatalıdır.
3- Davacı işyerinde çalışan diğer personele zam verildiği halde kendi ücretine zam yapılmadığını belirterek fark ücret isteğinde de bulunmuştur. Mahkemece akdin 3. maddesine göre zam verme yetkisinin Yönetim Kuruluna ait olduğu Yönetim Kurulunun bu konuda bir kararı bulunmadığından fark ücret istenemeyeceği gerekçesi ile isteğin reddine karar verilmiştir. Hizmet akdinin 2. maddesinde işe giriş esnasında kararlaştırılan ücret esas alınacaktır. Yönetimin diğer personel için yapacağı ücret artışı nispetlerinden yararlanacaktır... kuralına yer verilmiş, 3. maddesinde ise ücret artışı nispeti, kişinin tutum ve davranışından dolayı Yönetim Kurulu Başkanı tarafından azaltılabilir veya çoğaltılabilir. hükmü öngörülmüştür. Dosya içeriğine göre aynı nitelikteki diğer personelin ücretine zam yapıldığı anlaşılmaktadır.
Yönetim Kurulu başkanı tarafından bu zam oranının azaltılması ya da çoğaltılacağına dair açık bir iradesi dosya içeriğinden anlaşılamamaktadır. Diğer yandan aynı nitelikteki diğer personele verilen zamdan haklı bir neden yokken davacının yararlandırılmaması işverenin eşit işlem yapma borcuna da aykırı olur. Bu nedenle öncelikle diğer personele yapılan zam oranının gerekirse işyeri kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak saptanması ve davacının fark ücret alacağının buna göre hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy