(1475 S. K. m. 26) (2821 S. K. m. 30) (4046 S. K. m. 21)
Dava: Davacı, ikramiye ve ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalıya ait işyerinde sakat işçi statüsünde çalışmakta iken hizmet akdinin 4046 sayılı Özelleştirme Yasasına aykırı olarak feshedildiğini, açtığı dava sonucunda fesih işleminin iptaline karar verildiğini, bu karara rağmen işverence işe başlatılmadığını belirterek ücret ve ikramiye alacağı isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren, akdin özelleştirme işleminin tamamlanmasından sonra feshedilmiş olması nedeniyle 4046 Sayılı Yasanın uygulanamayacağını, bu nedenle işe iade kararı verilemeyeceği gibi çalışılmayan süre ücretine de hak kazanılamayacağını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece fesih işleminin iptaline ilişkin karara rağmen davacının işe başlatılmadığı gerekçesiyle isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı işçinin sakat statüsü ile çalışmakta iken davalı P. A.Ş.'nin özelleştirilmesinden sonra hizmet akdinin feshedildiği, davacı işçi tarafından bu fesih işleminin 4046 sayılı Özelleştirme Yasasının 21. maddesine aykırı olduğu iddiasıyla Ankara 2. İş Mahkemesinin 2001/45 esas sayılı dava dosyası ile işe iade ve fesih işleminin iptali isteğinde bulunulduğu, mahkemece işe iade isteminin yerinde bulunmadığına işaret edildikten sonra fesih işleminin iptaline karar verildiği, kararın dairemizce onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, fesih işleminin iptaline ilişkin mahkeme kararına rağmen işe başlatılmayan davacının çalışamadığı süreye ait ücrete hak kazanıp kazanmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.
Sorunun çözümü için öncelikle Ankara 2. İş Mahkemesince verilen "fesih işleminin iptaline" ilişkin kararın mahiyeti üzerinde durmak gerekmektedir. Bu hususta belirtmek gerekir ki, iş yasalarımızda işyeri sendika temsilcilerinin işe iadesini öngören 2821 Sayılı Yasanın 30. maddesi dışında işe iadeyi düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Konumuzla ilgili 4046 sayılı Özelleştirme Yasasının 21. maddesinde kapatma ve tasfiye halleri dışında sakat statüsü ile çalışanların işten çıkartılamayacağı belirtilmiş ise de buna aykırılık halinde herhangi bir yaptırıma yer verilmemiştir. Davacının iddiasına dayanak yaptığı mahkeme kararında fesih işleminin iptaline karar verilmiş, ancak aynı kararda işe iade talebinin yasada yeri bulunmadığı isabetli olarak vurgulanmıştır. Şu halde Ankara 2. İş Mahkemesi'nin sözü edilen kararın işe iadeyi kapsamadığı, feshin 4046 Sayılı Yasanın 21. maddesine aykırı olduğunun tespitinden öte bir anlam ifade etmediği açıktır. Diğer yandan, 1475 sayılı İş Kanunu'nun 26/1. maddesinde ücretin çalışma karşılığı olduğu belirtilmektedir.
Bu maddi ve hukuki olgulara göre davacı işçinin hizmet akdinin 4046 sayılı Özelleştirme Yasasının 21. maddesine aykırı olarak feshedildiği kesinleşen mahkeme kararı ile sabit olmuşsa da, davacının işe iadesini öngören bir yasa hükmü olmadığı gibi anılan mahkeme kararında da işe iade talebinin reddedildiği açıkça anlaşılmaktadır. Diğer yandan, ücret de çalışma karşılığı olduğuna göre davacının dava konusu isteklerinin reddi yerine yazılı şekilde hüküm altına alınmış olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy