(2004 S. K. m.67, 68) (1086 S. K. m.237)
Davacı, itirazın kaldırılması ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı görev yönünden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Yargıtay Kararı
Davacı, davalıya ait işyerinde çalışırken ücret alacağının ödenmediğini belirterek icra takibinde bulunmuş olup, davalının itirazı üzerine de sonuç kısmında itirazın kaldırılması, takibin devamı şeklinde, açıklama kısmında ise itirazın iptali için istekte bulunduğunu belirterek işbu davayı açmıştır.
Mahkemece istemin İcra İflas Kanunu'nun 68. maddesine dayalı itirazın kaldırılması istemi olduğu, bu tür istemin İcra Tetkik Mercii'ne yapılması gerektiği belirtilerek görevsizlik kararı verilmiştir.
İtirazın kaldırılması istemi, taraflar arasındaki uyuşmazlığı maddi hukuk bakımından kesin olarak çözümleyen bir yol değildir. Başka bir anlatımla, verilecek karar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez. Oysa itirazın iptali davası, tespit ve eda isteklerinden meydana gelen ve takip hukukuna özgü ancak maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden bir hukuki niteliğe sahiptir. Davacı vekilinin de gerek dava dilekçesindeki açıklaması ve gerekse sonuç kısmındaki diğer istekleri ile uyuşmazlığın kesin olarak çözümlenmesini istediği, başka bir anlatımla isteğin itirazın iptali yönünde olduğu açıktır. Mahkemece istemin bu şekilde çözümlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelendirilerek görevsizlik kararı verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.1.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy