(1475 S. K. m. 13, 17) (818 S. K. m. 161)
Dava: Davacı, iş güvencesi tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Hizmet akdinin feshedildiği tarihte işyerinde yürürlükte bulunan 1.3.1999-29.2.2001 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesinin "işten çıkarmanın sonuçları, iş güvencesi" başlıklı 31. maddesinin ikinci fıkrasında "Toplu İş Sözleşmesinin kapsamı içindeki işyerlerinde çalışan üyelerimiz haksız nedenlerle bireysel ya da toplu şekilde işten çıkarılamazlar. 1475 sayılı Yasanın 17/2. maddesine istinaden işten çıkarılmalarda Disiplin Kurulu kararı alınması zorunludur" kuralına yer verildikten sonra üçüncü fıkrada, "Ancak disiplin kurulu kararı alınmaksızın haksız nedenlerle işten çıkarılan her işçiye işveren toplu sözleşme ve yasalardan kaynaklanan haklardan başka ve ayrıca ( 12 ) aylık maaş tutarında iş güvencesi ödeneği ödemeyi kabul eder. Bu ödeneğin hesabında, işçinin 1 aylık giydirilmiş maaşı esas alınacaktır." denilmektedir.
Davacı işçi, sözleşmenin bu hükmüne dayanarak hizmet akdinin haksız feshedilmiş olması nedeniyle alacak isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, makul ve meşru sebeplerin bulunması halinde işverenin fesih hakkının tamamen ortadan kaldırılamayacağı, buna aykırı düzenleme içeren Toplu İş Sözleşmesi hükmünün geçerli olamayacağı gerekçesiyle isteğin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, makul ve meşru sebeplerin bulunması halinde işverenin İş Kanunu'nun 13. maddesi uyarınca fesih hakkının ortadan kaldırılamayacağına ilişkin Mahkemenin değerlendirilmesi isabetlidir. Ne var ki, Toplu İş Sözleşmesinin anılan düzenlemesinde işverenin fesih hakkı tamamen ortadan kaldırılmamış, sadece sınırlandırılmıştır. Diğer taraftan davalı işveren cevap dilekçesinde davacının işyerinde çalışma düzenini bozucu, amirlerine karşı olumsuz davranışları nedeniyle hizmet akdine son verildiğini açıkça belirttiğine göre, ortada işçinin verimsiz çalışması, sağlık durumunun elverişsiz olması ya da işyerinin ekonomik durumu gibi makul ve meşru bir sebebin varlığından da söz edilemez.
Bu durumda davacının iddiasında haklı olduğu kabul edilmelidir.
Bu konuda ayrıca belirtmek gerekir ki, söz konusu düzenleme cezai şart niteliğinde olduğundan Borçlar Kanunu'nun 161/son maddesi uyarınca bir değerlendirmeye tabi tutmak suretiyle istek hüküm altına alınmalıdır. Mahkemece yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
KARŞI OY :
Davanın dayanağı, bozma kararında da açıklandığı gibi TİS'nin 31. maddesidir.
Anılan maddenin ikinci fıkrasında 1475 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre yapılacak fesihlerin disiplin kurulundan geçirilmesi zorunluluğu getirmiştir. Üçüncü fıkrada ise disiplin kurulu kararı olmadan haksız nedenlerle işten çıkarılanlara 12 aylık maaş tutarında iş güvencesl tazminatı ödenmesini benimsemiştir.
Burada amaç 17/2. maddeye göre yapılan fesihlerin mutlaka disiplin kurulundan geçirilmesini temindir.
Davacının hizmet akdi işverence 17/2. maddeye göre değil, aynı Yasanın 13. maddesine göre ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek sona erdirilmiştir.
TİS'nin 31. maddesi 1475 sayılı Yasanın 13. maddesine göre yapılan fesihleri kapsamamaktadır.
Bu nedenlerle sonuç itibarıyla doğru olan Mahkeme kararının onanması görüşünde olduğumdan Daire Çoğunluğunun bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy