(1475 S. K. m. 1, 29)
Dava: Taraflar arasındaki, ihbar ve kıdem tazminatı ile TİS'den doğan fark alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.5.2002 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacı adına Avukat H.D. ile karşı taraf adına Avukat S.Ö. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalı işverenin asli ve sürekli işlerinde uzun yıllar çalışmasına rağmen muvazaalı olarak düzenlenen ihaleler yoluyla taşeron işçisi olarak gösterildiğini, gerçekte davalı M. K. E.'nin işçisi olduğunu ve dayanışma aidatı dilekçesi vermesine rağmen toplu iş sözleşmesinden yararlandırılmadığı gibi, iş akdinin de feshedildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatları ile bir kısım işçilik hakları taleplerinde bulunmuştur. Mahkemece isteklerin reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; mahkemece bu konuda celbedilen belgelerin çoğunluğu dava dışı önceki dönemlere ait sigorta bildirgeleri ve ihale dosyalarıdır. Yapılan yargılama sırasında davacının hangi taşeron ya da taşeronlara bağlı olarak ve ne kadar sürelerle çalıştığı dahi tespit edilmemiştir. Oysa muvazaa gibi bir iddianın titizlikle araştırılarak sonuca gidilmesi gerekir. Davacının bağlı olarak çalıştığı taşeronlar belirlendikten sonra ilgili ihale dosyalan, şartnameler, teklif yazılan, ticaret sicil kayıtları ve vergi kayıtları gibi deliller toplandıktan sonra davacı yönünden değerlendirme yapılarak sonuca gidilmelidir. Ayrıca daha önce açılan davalarda yapılan yargılama sonunda muvazaalı ihalelerin bulunduğu tespit edilmişse bu husus da yapılacak olan değerlendirmede dikkate alınmalıdır. Bu konuda davacının iş akdinin feshinden sonraki dönemde hazırlanan ihalelerle ilgili şartnamelerin hükme esas alınması da isabetli değildir. Mahkemece muvazaa iddiası üzerinde yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan salt Hukuk Genel Kurulu kararı gerekçe gösterilerek karar verilmesi hatalıdır.
Bundan başka, davacı işçi iş akdinin feshi nedeniyle ihbar ve kıdem tazminatı ile işçilik hakları yönlerinden taleplerde bulunmuş, mahkemece 1475 sayılı İş Kanununun 29. maddesi dışında davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle isteklerin reddine karar verilmiştir. Yukarda açıklandığı üzere yapılacak olan araştırma ve değerlendirme ile muvazaanın bulunmadığı sonucuna varılması halinde dayalı işverenin anılan yasanın 1/son maddesi uyarınca sorumlu olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 250.000.000 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy