(1086 S. K. m. 292, 295)
Dava: Davacı, icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Hüküm süresi içinde, davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı işçi davalı şirkette çalışmaya başladığında teminat olarak açığa imzalatılarak kendisinden alınan bono senedinin, hizmet akti feshedildikten sonra şirket ortaklarının yakını davalı Yusuf Zararsız alacaklı gösterilerek doldurulduğunu yine yakınları diğer davalı Osman Çelik'e ciro edilerek takibe konulduğunu, bu senet nedeniyle borçlu olmadığından senedin iptali ve icra inkar tazminatı isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece senedin teminat olarak verildiği ve şirketle diğer davalıların ortak oldukları belge ve tanıkla ispatlanmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı işçinin şirket ortağı Ahmet Cevdet Zararsız'ın 24.11.1997 tarihinde şikayeti üzerine yargılandığı Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasından bu işyerinde işçi olarak çalışmakta iken işten çıkarıldığı, dosya içerisinde fotokopisi bulunan 11.12.1997 vade tarihli bono senedinden 22.12.1997 tarihinde ihtiyati haciz kararı alınarak takibe geçildiği, davacının bu takipten sonra yaptığı şikayetler üzerine açılan Ankara 19 ve 23. Asliye Ceza Mahkemesi dosyalarından davalı Yusuf'un şirket ortağı Ahmet Cevdet'in kardeşi olduğu anlaşılmaktadır. Davalı Yusuf Zararsız asgari ücretle çalışan davacı işçiye 3.800.000.000 TL. borç verdiğini yine bu dosyalarda söylemekte olup diğer davalı olarak Osman Çelik'le birlikte yargılandığı ceza davasının 4616 sayılı yasa uyarınca ertelendiği görülmektedir.
Davacı ayrıca aynı yerde kendisi gibi işçi olarak çalışan başka bir şahsın aynı iddia ve aynı davalılarca doldurulan bir senetle ilgili açtığı derdest bir dosyayı da delil olarak ibraz etmiştir.
Davacı bu davanın ilk açıldığı Asliye Ticaret Mahkemesinde tanık dinletmek isteğinde bulunmuş davalının rıza göstermemesi üzerine tanık dinlenmemiştir. Görevsizlik kararından sonra davacı işçiye bu konuda bir hatırlatma yapılmamıştır.
Yukarıda açıklanan deliller ve senedin veriliş şekline ait iddia nedeniyle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 292 ve 295. maddeleri gereğince tanık dinlenmesi mümkün olduğundan davacıya tanıklarını bildirmek üzere süre verilmeli tanıklar dinlendikten sonra sonucuna göre bir değerlendirme yapılarak davacının istekleri hakkında karar verilmelidir yazılı şekilde eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy