(2004 S. K. m. 72/6)
Dava: Davacı, borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı görevden reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı yanında TIR şoförü olarak çalışırken 18.10.1990 tarihinde iş kazası sonucu ölen Ç. B. mirasçılarının davalıya karşı iş kazası ile maddi ve manevi tazminat davası açmaları ve davalı aleyhine kesinleşen ilamın icraya konması üzerine davalı davacılar murisine yol için 2500 DEM avans verdiğini belirterek tahsili için icra takibinde bulunmuş ve bu takip sonrası davacılar menfi tespit davası açmışlardır.
Davalı, davacılar murisine belirtilen miktarı yol giderlerini karşılamak için verdiğini, iş kazası davası açılmamış olsa idi istemeyeceğini, ancak davacıların davası nedeniyle icra takibi yaptığını savunmuştur.
Mahkemece, davalının avans olarak verdiği bu miktarı isteyebileceği belirtilerek dava reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacıların murisi 18.10.1990 tarihinde davalıya ait TIR aracını kullanırken Edirne sınırları içinde iş kazası geçirmiş ve bu tarihte yapılan tereke tespitinde 1541 DEM ile birlikte bir kısım diğer yabancı ülkelerin paraları tereke hakimliğine teslim edilmiştir. Tereke tespitinden haberdar olan davalı işveren bu terekenin mirasçılara teslimine itiraz etmemiştir. Davalı bunun yanında davacıya 2500 DEM miktarındaki yol avansını verdiğini belgelemediği gibi davacı mirasçılarının 1994 yılında açtıkları maddi ve manevi tazminat davası ile bu karar kesinleştikten sonra yapılan icra takibine karşı alacağı olduğuna dair bir itirazda da bulunamamıştır. Aksine davacıların açtığı davada Ankara ilindeki adresini bildirmesine ve davacıların icra takibi yaptıkları icra dairesi yerine davacıların taşınmış olduğu yer adresine ilanen tebligat yolu ile menfi tespit davasına konu icra takibini başlatmış ve kesinleşen icra takibi ile istediği alacağı bu davanın yargılaması sırasında iş kazası sonucu verilen maddi ve manevi tazminat alacağına takas ve mahsup kararı aldırarak infaz ettirmiştir.
Somut olayın bu gelişimine göre davalı avans verdiğini belgelendirmediği gibi, objektif iyi niyet kurallarına aykırı davranmıştır. Bir başka anlatımla davalı hakkını kötüye kullandığından bu hakkının korunması düşünülemez. Menfi tespit istemine konu borç yargılama sırasında infaz edildiğine göre İİK. nun 72/6. maddesi uyarınca bu dava istirdat olarak sonuçlandırılmalı ve kabul edilmelidir. Yazılı şekilde ret kararı verilmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.01.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy