(1086 S. K. m. 163, 258) (1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalının tanık dinleteceğini bildirmesi üzerine 10.06.2002 tarihli celsede tanıkların bildirilmesi ve tebligat ücretlerinin yatırılması hususunda davalıya kesin mehil verildiği, davalının tanık listesini ve tebligat ücretinden bir miktarını kaleme verdiği, bu hususun zapta kaydedilmiş olduğu görülmüştür. Mahkemece ertesi duruşma günü davalıya verilen kesin mehile rağmen gereğinin yerine getirilmediği gerekçesiyle tanık dinletmekten vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir. Oysa davalıya verilen kesin mehlin sonuçları ihtar edilmediği gibi, kendisine düşen görevi kısmen de olsa yerine getirmiş olduğu halde mahkeme kalemince gereğinin yerine getirilmediği açıktır. Bu durum davalının savunma hakkını kısıtlar mahiyettedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması bu nedenle doğru değildir. Kararın bu gerekçeyle bozulmasına, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.02.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy