(1475 S. K. m.18) (4857 s. K.m.26)
Dava: Taraflar arasındaki kıdem, ihbar tazminatı ile yıllık izin ücretinin ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hüküm süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1. Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Davacı işçi, iş sözleşmesinin işverence, haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, Mahkemece davacının iş sözleşmesinin 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde öngörülen 6 iş günlük süre içinde feshedilmediği gerekçesiyle isteklerin kabulüne karar verilmiştir.
Dairemizin kararlılık kazanmış olan uygulamalarına göre, fesih hakkını kullanma süresi, olayın feshe yetkili makama bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Somut olayda feshe yetkili makamın yönetim kurulu olduğu tartışma dışıdır. Davacı işçiye isnat edilen olaylarla ilgili soruşturma raporu, davacının iş sözleşmesinin feshi isteği ile birlikte genel müdürlükçe 27.3.2001 tarihinde yönetim kuruluna sunulmuştur. Anılan kurulun 28.3.2001 tarihli toplantısında feshe karar verilmiş ve aynı gün davacı işçiye tebliğ edilmiştir. Bu bakımdan hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Öte yandan davacı işçiye bir kısım usulsüz bankacılık işlemlerinden söz edilerek davalı Bankanın Genel Müdürlüğünce 15.3.2001 tarihinde kınama cezası verildiği anlaşılmaktadır. Anılan ceza feshe yetkili makam olan yönetim kurulu tarafından verilmediğine göre, kınama cezasının verildiği tarihte kurulun olaylardan haberdar olduğu da söylenemez.
Aynı eylem için birden fazla ceza verilmesi mümkün değilse de davacıya verilen kınama cezasının, feshe dayanak yapılan 23.2.2001 tarihli müfettiş soruşturma raporu esas alınarak düzenlendiği belli değildir.
Yapılan bu açıklamalara göre, Mahkemece işin esası bakımından bir değerlendirme yapılarak, feshin haklı olup olmadığı yönünde bir karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle isteklerin kabulü cihetine gidilmesi hatalı olmuştur. Dosya içindeki bilirkişi heyet raporu ile müfettiş raporu ve tanık beyanları değerlendirmeye tabi tutularak, işverence yapılan feshin haklı bir nedene dayanıp dayanmadığı noktasında bir karar verilmelidir. Feshin haklı nedene dayandığı kabul edildiği takdirde ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinin reddi gerekir. Mahkemece, işverenin haksız olarak feshettiğine kanaat getirilmesi durumunda ise davalı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde belirtilen hesaba itirazları yönünden ek rapor alınarak sonuca gidilmesi gerekir.
Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy