(1475 S. K. m. 13, 14) (1086 S. K. m. 337)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı kıdem ve ihbar tazminatını almadığını iddia ederek istekte bulunmuş, davalı işveren ise bu alacakların ödendiğini savunarak ödeme belgesi ibraz etmiştir. Davacı işçi bu ödeme belgesindeki imzayı inkar etmemiş ancak bu ödeme belgesindeki miktarların kendisine ödenmediğini ileri sürmüştür. Mahkemece ödeme belgesindeki miktarları almadığına dair davacıya re'sen yemin teklif edilmiş, davacı işçi yemini kabul ederek eda ettiğinden ödeme belgesine değer verilmeyerek davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalı işveren davacı tarafından imzası inkar olunmayan ödeme belgesi ibraz ettiğine göre resen yemini ödeme belgesindeki miktarların davacı işçiye ödendiği hususunda davalı işverene teklif etmesi gerekir. Esasen yazılı belgenin hata ve hile ile alındığı kanıtlanmadıkça yemin yoluna gidilmesi de doğru değildir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy