(1475 S. K. m. 14)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı davalı işverenin son aylarda ücret ve diğer işçilik alacaklarını ödemediğini, seçimden sonra oluşan durumun bahane edilerek ödenmeyen alacakların ödenmesi amacı ile elinden kendi isteği ile ayrıldığına ve haklarını aldığına dair dilekçe vermeye zorlandığını ödeme yapılması için dilekçe verdiğini, ancak ödemeler yapılmadığını ve fesihten sonra 2001 yılında bir kısım ödemelerin yapıldığını, işverenin yetkisini kötüye kullandığını ve istifaya zorladığını feshin işverence gerçekleştirildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatları ile ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı işveren seçimlerden sonra Başkan'ın değiştiğini işyerinde ihtiyaçtan çok fazla işçi bulunduğunu, alınan işçilerin işe alınırken belirlenen kadrolarda çalışmalarının istenmesi ve bazı işçilerin kendi siyasi düşüncelerine yakın görmedikleri belediye başkanı ile çalışmamak istemeleri nedeniyle kendi isteği ile ayrıldığını seçimden önceki dönemde alacakları olduğunu bununda Bölge Çalışma Müdürlüğü tespitinden sonra ödendiğini, baskı ve zorlama olmadığını hak kazanamayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, ücretlerin bodroya göre ödendiği seçimlerden sonra davacının görev yerinin değiştirildiği, ancak iş şartlarında esaslı değişiklikten sonra davacının altı iş günü içinde fesih hakkını kullanmadığı fesihten önce ödenmeyen işçilik alacakları var ise de, bunların fesihten 1,5 yıl sonra ödenmesi nedeniyle ücretlerin ödenmesi işin istifa dilekçesi alındığı iddiasını desteklemediği 3 yıl 3 ay sonra dava açarak bunu iddia etmesinin de hayatın olağan akışına uygun olmadığı gerekçeleri ile istekler reddedilmiştir.
Davalı işyerinde seçim sonrası bir kısım işçilerin görev yerlerinin değiştirildiği, iş şartlarının başkalaştırıldığı ihtiyaçtan fazla işçi bulunması nedeniyle azaltma yoluna gidildiği, işçilerin ödenmeyen ücret alacaklarının bulunduğu tartışmasız olup, bu husus mahkemenin de kabulündedir. Davalı işverenin istifa eden işçilere yasal haklarını ödeyeceğini beyan ettiği ve işçilerin de bu şekilde işverene istifa dilekçesini sunduğu, her iki taraf tanık anlatımlarından anlaşılmaktadır. Fesih tarihinde ödenmeyen ücret ile buna bağlı haklar olduğuna ve bu alacaklar daha sonra ödendiğine göre, işçinin istifası haklı fesih sayılmalıdır. Zira, ücretin ve buna bağlı hakların ödenmemesi işçi için haklı fesih nedenidir. Bu durumda davacı kıdem tazminatına hak kazanır. Bu alacakların 1,5 yıl sonra ödenmesi ve davanın 3 yıl sonra açılmış olması bu somut olguyu ortadan kaldırmaz. Mahkemece kıdem tazminatının kabulüne karar verilmelidir. Yazılı şekilde reddi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.9.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy