(1475 S. K. m. 14) (4857 S. K. m. 17, 57) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar ve manevi tazminat ile yıllık izin ücretinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesinin haksız feshedildiğini belirten davacı, ihbar ve kıdem tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, işveren adına noter kanalı ile fesih ihbarı çeken davalı vekilinin vekaletnamesinde feshetme yetkisi bulunmadığı, bunun için özel yetki verilmesi gerektiği, bu nedenle feshin yasaya aykırı yapıldığı gerekçesiyle ihbar ve kıdem tazminatı istekleri kabul edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, iş sözleşmesinin kurulması veya feshedilmesi belirli bir sebebe bağlı değildir. Bir başka anlatımla yazılı şekil şart değildir. Yargılama hukukunda yargılama mekanları önünde yapılan usul işlemleri için vekaletnamede olması gereken özel yetki bulunması koşulunun davalı işveren adına fesih ihbarı gönderen avukat için aranması mümkün değildir. Kaldı ki burada vekil davalı adına fesih yetkisini kullanmamakta, sözlü olarak bildirilen ve iş sözleşmesi sona erdirilen davacı işçiye yazılı fesih işlemlerinin yapılması için aracı olmaktadır. Ayrıca iş sözleşmesinin feshedildiği gerekçe ile feshin yasaya aykırı olduğu belirtilerek ihbar ve kıdem tazminatına karar verilmesi hatalıdır. İş yargılamasında iş sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğini davalı işveren ispat etmek zorunda olduğundan bu konuda davalı işverenin sunduğu deliller değerlendirilmeli, karşılıklı deliller toplanmalı feshin haklı olup olmadığı belirlendikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 29.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy