(4857 S. K. m. 18, 19, 20, 21)
Dava: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, istek gibi karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı İş Sözleşmesinin geçerli bir sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek 4857 Sayılı İş Kanununun 18 ve devamı maddeleri uyarınca feshin geçersizliği ile işe iadesine karar verilmesini ve buna bağlı tazminat, ücret ve haklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı işveren feshin geçerli sebebe dayandığını belirterek devanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine, işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının 8 aylık ücreti olan brüt 17.856.000.000 TL olarak belirlenmesine ve kararın kesinleşmesine kadar en çok dört aya kadar 8.928.000.000 TL ücretin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, ayrıca davalı nispi harç ve vekalet ücretine mahkum edilmiştir.
Davacıya yapılan fesih bildiriminde 4857 Sayılı İş Kanununun 19/1. maddesi uyarınca fesih sebebi açık ve kesin belirtilmiş olmadığından mahkemece verilen feshin geçersizliğine ve davacının işe iadesine ilişkin karar, dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Ancak, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarı konusunun da 4857 Sayılı İş Kanununun 21/1. maddesinde alt ve üst hadler belirtilmiş olup, bu hadler arasında bir miktar belirlenirken davacının kıdemi, fesih nedeni gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Dosyada alt hadden uzaklaşmayı gerektirecek bir olgu bulunmamaktadır. Mahkemece gerekçe dahi gösterilmeden anılan tazminatın üst sınırdan belirlenmesi doğru değildir.
4857 Sayılı İş Kanununun 21/3. maddesinde "kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir" kuralı öngörülmüştür. Buna göre davacının bu süre ücretinden başka diğer haklarının da hüküm altına alınması gerekir. Mahkemece davacının sadece boşta geçen en çok dört aylık ücretinin kabulü anılan yasa hükmüne aykırıdır.
Öte yandan, dava konusu tazminat, ücret ve diğer hakların kabulü feshin geçersizliğine ilişkin karar verilmesine bağlıdır. Feshin geçersizliğine ilişkin dava tespit niteliğinde olduğundan buna bağlı tazminat, ücret ve haklar yönünden de harç ve vekalet ücreti maktu olarak hüküm altına alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle, 4857 Sayılı İş Kanununun 20/3. maddesi uyarınca kararın bozularak ortadan kaldırılması ve aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda gösterilen sebeplerle,
Mahkemenin 4.8.2003 gün ve 2003/277-398 sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
İşverence yapılan feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE,
Davacının yasal sürede başvurmasına rağmen, süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının dört aylık ücreti tutarı olarak belirlenmesine,
Davacının işe başlatılmak için süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar olan en çok dört aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Yatırılan nispi harçtan maktu karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla yatırılan harcın isteği halinde ilgilisine iadesine,
Karar tarihinde yürürlükte olan tarifeye göre 200.000.000 TL. maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,
Davacının yaptığı ( 24.200.000 ) TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 13.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy