(4857 S. K. m. 17, 21)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Davacı dava dilekçesinde açmış olduğu sigortalı hizmet davası nedeniyle işverenin kendisini işten çıkardığını belirterek kıdem ve kötü niyet tazminatları talebinde bulunmuştur. Mahkeme açılan davayı kabul etmiş karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacının kıdem tazminatı ile ilgili isteği kabul edilmiş ise de tespit edilen miktardan ödendiği ileri sürülen 600 milyon liranın tenzili yönüne gidilmiştir. Davacı tarafından temyiz itirazlarında bu konu ön plana çıkmaktadır.
Mahkeme belirtilen miktarla ilgili olarak davacı vekiline yemin vermiş olup, vekil bu miktar parayı almadığına ilişkin olarak yemin etmiştir. Ancak Hukuk Muhakemeleri Usul Kanununa göre vekil, müvekkili adına yemin edemez. Mahkemenin bu usul hükmünü gözardı etmesi yasal değildir. Yine davacı vekilinin duruşmada beyan ettiği sözler hüküm için esas alınmışsa da ikrar ve kabul anlamına gelen bu sözlerin davacı vekiline okunup imza ettirilmediği de görülmekle bağlayıcı bir niteliği de bulunmamaktadır. Yine bu gibi ödemelerin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiğinin gözönünde tutulmaması da hatalıdır. Davacı yararına hüküm verilmekle beraber avukatlık ücretine hükmedilmemesi de ayrı bir bozma nedenidir.
2- Davalının temyizine gelince; Mahkeme davacının açmış olduğu dava nedeni ile hizmet akdinin feshedildiğini kabul ederek kötüniyet tazminatına hükmetmiştir. Ancak hizmet tespiti davası 26.11.1998 tarihinde açılmış olup, fesih tarihi ise 30.05.1999 dur. İşveren 6 ay süreyle dava açıldığını bilerek davacıyı çalıştırmaya devam etmiştir. Açılan dava nedeniyle akdin feshedildiği hususu iddiadan öteye gitmemektedir. İşverenin belirtilen nedenle akdi feshettiği davacı tarafça kanıtlanamamıştır. Davalı tanıkları beyanlarında davacının kendisinin işten ayrıldığını ifade etmişlerdir. Bu durumda karar gerekçesinde nedenleri gösterilmeden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi hatalı olduğundan kararın yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 06.10.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy