(1475 S. K. m. 13, 14, 26, 54) (4857 S. K. m. 17, 32, 57)
Dava: Taraflar arasındaki ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ile ücret alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde temyizen incelenmesi taraflar avukatınca istenilmesi ve davacı avukatınca da duruşma talep edilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 10.6.2003 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar adına Avukat Turabi Tural ile karşı taraf adına Avukat Billur Coşkun geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı hizmet akdinin 19.9.2001 tarihinde davalı işverence haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek ihbar ve kıdem tazminatı isteğinde bulunmuştur. Davalı işveren ise hizmet akdinin davacının işe gelmemesi üzerine devamsızlık nedeniyle feshedildiğini belirterek isteğin reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece devamsızlık tutanaklarını düzenleyen tanıkların davalı işverenin temizlik işlerini üstlendiği Türk Telekomda görev yapan memurlar olduğu ve bunların davacının işe gelmediğini kesin bir şekilde ifade ettikleri gerekçesiyle savunma doğrultusunda davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir. Davacı işçi, akdin 19.9.2001 tarihinde feshedildiğini ileri sürmüş, dinlenen davacı tanıkları da davacının Eylül ayı ortalarında işten çıkarıldığını açıklamışlardır. Davacı 21.9.2001 günü avukatına vekalet vermiş, 24.9.2001 günü ise davalıya ihtarname göndermiştir. Tutanaklarda davacının 20-21 ve 24.9.2001 tarihlerinde işe gelmediği belirtilmiş ise de mevcut delillere göre işe devamsızlığın fesihten sonra oluştuğu anlaşılmaktadır. Akdin ne şekilde feshedildiği konusunda ise davalı tanıklarından ikisinin görgüye dayalı bilgilerinin olmadığı, diğer tanığın ise halen davalıya ait işyerinde çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna rağmen davalı tanıklarının tutanakların tamamının aynı gün düzenlendiğini açıklamış olmaları da anlamlıdır. Mevcut delil durumuna göre akdin davalı işverence feshedildiği, feshin haklı nedene dayandığının kanıtlanamadığının kabulü gerekir. Bu nedenle davacının ihbar ve kıdem tazminatı isteği hüküm altına alınmalıdır. Yazılı şekilde isteğin reddine karar verilmiş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
3- Davalı işyerinde temizlik işçisi olarak çalışan davacı işçinin aylık brüt ücreti 210.000.000 TL. olarak kabul edilmiş ise de, işyeri kayıtlarına ve özellikle davacının imzasını taşıyan ücret bordrolarına göre aylık brüt ücretinin 167.940.000 TL. olduğu anlaşılmaktadır. Temizlik işinden başka ek bir iş yapmadığı anlaşılan davacı daha yüksek ücret aldığını kanıtlamış olmadığı gibi SSK primine esas kazancın aylık ücret miktarı olarak kabulü olanağı da bulunmamaktadır. Dava konusu işçilik alacaklarının gerçek ücret üzerinden hesaplanmamış olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davacı yararına takdir edilen 275.000.000 TL. duruşma avukatlık parasının davalıya, davalı yararına takdir edilen 275.000.000 Lira duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.6.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy