(1086 S. K. m. 201) (1475 S. K. m. 14, 26)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı, ücret alacağı ile dini bayram gündeliklerinin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1.Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2.Davacı dava dilekçesinde net 301 milyon Lirayı son ücret olarak aldığı iddiasında bulunmuş davacı tanıkları ise duruşmada son ücretin net 297 milyon lira olduğunu ifade etmişlerdir. Mahkemece, işverenin dava dilekçesinde bildirilen ücrete karşı çıkmadığı kabulü ile tanık anlatımlarındaki miktar üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuştur.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 201.maddesine göre, süresinde davaya cevap verilmemesi, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların inkarı anlamına gelir. Bu anlamda davalının davacının iddiası olan ücreti kabul ettiği sonucuna varılması söz konusu yasa hükmüne aykırıdır.
Öte yandan, işyeri kayıtları arasında dosyaya celbedilen, tamamı davacı imzasını taşıyan bordrolarda davacının son ücreti bellidir. Bu bordolardaki imzalar davacıya gösterilmeli diyecekleri sorulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir. Ücret bordroları ve bilirkişi raporunu davalının itirazları değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy