(1475 S.K. m. 13, 14)
Dava: Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ile diğer işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı iş sözleşmesinin haksız feshedildiğini ve bir kısım işçilik alacaklarının da ödenmediğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma karşılığı ücret ve tatil ücret alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı işveren, davacının işyerine gelen müşterileri menfaat karşılığı başka işyerlerine yönlendirdiğini mazeretsiz olarak bir çok kez işe gelmediğini, uyarıldığını ancak devamsızlık yapmaya devam ettiğini ve davacının davalı adına tahsil ettiği paraları zimmetine geçirdiğini, iş aktinin haklı feshedildiğini, fazla çalışma yapılmadığını tatillerde çalışılmadığını yıllık izinlerini kullandığını, davacının dava açtıktan sonra, müracaat ederek 200.000.000 TL alacağını aldığını ve başka bir alacağı kalmadığını beyan ettiğine dair tutanak imzaladığını beyan ederek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece savunmaya değer verilerek davacının işverenin güvenini kötüye kullandığı 1.4.2002 tarihli tutanakda 200.000.000 TL'yi nakden aldığını ve firmadan alacağının kalmadığını belirttiği davacının bu tutanağına göre tüm alacaklarını tahsil ederek işverenin ibra ettiği gerekçesi ile istekler reddedilmiştir.
Belirtmek gerekir ki, bu hükme dayanak yapılan ve ibraname niteliğinde kabul edilen 1.4.2002 tarihli tutanak hem kendi içinde, hemde davalı savunması ile çelişmektedir. Zira davacı 200.000.000 TL 'yi alacağına mahsuben aldığını belirtmektedir. Diğer taraftan, davacının şikayeti üzerine Bölge Çalışma Müdürlüğü davacının ücret alacağının bulunduğunu da tespit etmiştir. Ayrıca davalı işveren feshin haklı olduğunu davacının izinlerini kullandığını işyerinde fazla çalışma yapılmadığını savunduğuna göre bu alacakların tamamen ödendiğini içeren ibranameye dayanmış olması açık bir çelişkiden ibarettir. Somut bu hukuki olgulara göre, isteklerin ibraname nedeniyle reddi hatalıdır.
Feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığı konusuna gelince, Davalı işverenin devamsızlık tutanakları, fesih tarihinden sonra tutulmuş olup sonuca etkili değildir. Davacının bir kısım işleri menfaat karşılığı başka işyerlerine yönlendirdiği tahsil ettiği fatura bedellerini zimmetine geçirdiği savunması ise, somut olarak yer, zaman ve kişi olarak belirlenmediğinden ve fesihten sonra bu tüm tutanaklar tutulduğundan yerinde görülmemiştir.
Yukarda açıklanan olgulara göre feshin haksız olduğu kabul edilmeli, 1.4.2002 tarihli tutanağa itibar edilmemeli ve bilirkişinin ihbar ve kıdem tazminatı ile işçilik alacaklarını belirleyen hesap raporu bir değerlendirmeye tabi tutularak sonucuna göre karar verilmelidir. Yazılı gerekçe ile reddi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 3.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy