(1475 S. K. m. 16)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ile fazla çalışma ve tasarruf teşvik neması alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı işyerinde elektrik açma-kesme işini yapan davacı ve birkaç arkadaşı, davalı işverenin Sosyal Sigortalar Kurumu'na primlerini gerçek ücret yerine asgari ücret üzerinden yatırması, tasarruf teşvik kesintilerine ait nema alacaklarını ödememesi ve en önemlisi hiçbir gerekçe gösterilmeden ücretlerinin bordrodaki asgari ücrete düşürüleceğinin açıklanması üzerine işverene önel vererek hizmet akitlerini 1475 Sayılı Yasanın 16/II. md. uyarınca feshettiklerini belirterek kıdem tazminatı ile birlikte tasarruf teşvik kesintisi nema alacağı ve fazla mesai çalışmaları karşılığı ücret alacağının hüküm altına alınmasını talep etmişlerdir.
Mahkemece davacı tanık anlatımları ile belirlenen fazla mesai ücret alacağı kabul edilirken, ücret konusunda davacı tanıklarının dava açanlar olup, menfaat birliği içinde oldukları, beyanlarına itibar edilemeyeceği, ücret konusunda ilgili makam şeklinde düzenlenen ve davalı işveren imzasını taşıyan belgenin ise bordro ve davacı beyanı ile çeliştiği, başka amaçlarla kullanılmak üzere alındığı, bordroların ihtirazi kayıtsız imzalanması nedeni ile ücretin düşürülmesi olgusundan ve haklı fesihten söz edilemeyeceği gerekçesiyle kıdem tazminatı istemi reddedilmiştir. Tasarruf teşvik kesintisi nema alacağı ise davacının 2 yıldan fazla çalışması olmadığı, başka işyerlerinde de olsa 2 yıldan fazla tasarrufta bulunduğunu kanıtlamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelere göre davacı meslek lisesi mezunu olup, teknik beceri isteyen elektrik açma-kapama işinde çalışmıştır. Ücret konusunda esas alınan bordroda tüm işçilerin aynı ücreti aldıkları anlaşılmaktadır. Teknik beceri isteyen bir işte vasıflı olan bir işçinin asgari ücret üzerinden çalışması hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi, işyerinde tüm işçilerin hem aynı hem de asgari ücretli çalıştığını kabul etmek de olağan değildir. Diğer taraftan birbirlerine tanık olan davacıların fazla mesai konusundaki beyanlarına itibar edilerek bu alacağın kabulüne karar verip aynı tanıkların fesih ve ücret konusundaki beyanlarına yazılı gerekçe ile itibar edilmemesi çelişkiden ibarettir. Ayrıca davacının gerçek ücretinin bordrodaki ücret olmadığı işverenin onayladığı ve ilgili makama düzenlenen belgeden de anlaşılmaktadır. Böyle bir belge düzenlenmiş ise sonuçlarına katlanılmalıdır. Bu nedenle davacının ücreti bu imzalı belge ve tanık beyanları ve davacının iddiası birlikte değerlendirilerek saptanmalıdır. Tüm bu olgulara göre fesih konusundaki değerlendirme ve davacının kıdem tazminatının yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalıdır.
Davalı işverenin tasarruf teşvik kesintilerini yasa gereği ilgili yere yatırmadığı, Sosyal Sigortalar Kurumu ile taksitlendirme formunun işe giriş tarihinden önceki bir döneme ait olduğu, ayrıca davacının sigortalı işe giriş bildirgesine göre tekrar işe girişinin yapıldığı, başka bir anlatımla daha önce de davalı ya da başka işveren nezdinde çalışmasının olduğu anlaşılmaktadır. Davacı resmi kayıtlara dayandığına göre ilgili resmi kurumdan kayıtları getirtilerek buna göre çalışma süresinin saptanması ve iki yılı geçtiği takdirde tasarruf teşvik kesintisi yatırmayan davalı işverenin nema alacağından sorumlu tutulması gerekir. Eksik inceleme sonucu bu isteğin de reddine karar verilmesi isabetsizdir.
Hüküm altına alınan fazla mesai alacaklarının asgari ücret üzerinden hesaplandığı görülmüştür. Yukarıda zikredildiği üzere saptanacak gerçek ücret üzerinden fazla mesai alacağının hesaplanıp hüküm altına alınmaması hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy