(1086 S. K. m. 74) (1475 S. K. m. 14)
Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla mesai ve ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içerisinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı yasal gerektirici nedenlere göre, davacının bütün davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, ücretleri ve ikramiyeleri zamanında ödenmediği için hizmet sözleşmesini haklı olarak feshettiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ve ikramiye alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı, ücretlerin zamanında ödendiğini, başkaca da alacağı bulunmadığını savunmuş; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 15.1.2003 günlü bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ikramiye alacakları miktarı davalının bordrolarına dayanılarak gösterilmiş; ancak, davalı tarafından banka kanalıyla ödeme yapıldığından, banka hesabına yatırılan varsa mahsubu gerektiği belirtilmiştir. Esasen dosyada 25.5.2001-17.9.2002 tarihleri arasındaki dönem için banka ekstresi vardır. Bilirkişi bu dönemi karşılaştırarak incelememiştir. Davacı 2000 yılından itibaren ikramiyelerin ve ilave tediyelerin ödenmediğini ileri sürmektedir. Öyleyse mahkemece 2000 yılının başından itibaren bütün ekstreler getirtilmeli, her dönem ikramiye bordrosu ile karşılaştırılmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.
3- Davacı, 11.9.1984-10.9.2002 tarihleri arasında çalıştığını ileri sürerek bu döneme ilişkin kıdem tazminatını istemiştir. Her ne kadar kıdem tazminatı ödenmemesi gerektiğini savunan davalının bir hesap tablosu varsa da bu hesap hem kanuna hem davacının talebine uygun değildir. Dava dilekçesinde işe giriş ve çıkış tarihlerinde bir maddi hata olmadığı da anlaşılmaktadır. Buna göre, mahkemece 11.9.1984-10.9.2002 tarihleri arasındaki dönem için kıdem tazminatı saptanıp hüküm altına alınmalıdır. Aksine düşünceyle ve HUMK.74. maddesine aykırı olarak talep aşılmak suretiyle fazla kıdem tazminatının hüküm altına alınması hatalıdır.
4- Davacı, gerek ihtarnamesinde gerek ıslah dilekçesinde kıdem tazminatına 17.9.2002 gününden itibaren En Yüksek Mevduat faizi yürütülmesini istemiştir. Bu konuda da HUMK. 74. maddesine aykırı olarak talebin aşılması ve fesih gününden itibaren faiz yürütülmesi hatalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istem halinde ilgiliye iadesine, 09.07.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy