(1475 S. K. m. 14, 26) (4721 S. K. m. 6)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı ile ücret alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalıya ait işyerinde 1977-1996 yılları arası çalışan davacı, hizmet aktinin haksız feshedildiğini ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı ve ücret alacağı isteminde bulunmuştur.
Mahkemece savunmaya değer verilerek, davacının işyerinden kendisinin ayrıldığı kıdem tazminatına hak kazanmadığı ve ücret alacağının da bulunmadığı gerekçesiyle istek reddedilmiştir.
Verilen karar aşağıdaki nedenlerle yerinde görülmemiştir.
1-Hükme dayanak yapılan tanık beyanı "çalışmıyorum" şeklinde değerlendirilmiştir. Oysa tanık "çalıştıramıyorum" şeklinde beyanda bulunarak işverenin çalıştırmadığından ve tazminatlarının ödenmediğinden söz etmektedir. Kaldı ki, savunmanın aksine kayıtlara göre davacı yaklaşık 2 yıl sonra yeni bir iş bulmuştur. Yaklaşık 20 yıla yakın bir zaman çalışan bir işçinin tazminatlarından vazgeçecek şekilde hizmet aktini feshetmesi hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibi çalıştığı uzun süreyi feda edecek şekilde somut bir olgudan da bahsedilmemektedir. Kıdem tazminatının reddi hatalıdır.
2-Ücretin ödendiğinin ispat külfeti davalı işverene aittir. Davalı işveren ücretin ödendiğini davacı imzasını içeren bordro ya da benzeri belge sunarak ispat etmelidir. Ücret alacağı konusunda belge bulunmadığı gerekçesi ile davacı aleyhine değerlendirilerek bu alacağın reddi isabetsizdir. Yapılacak iş davacıya hangi ayların ücret alacağının ödenmediğini açıklattırmak, bu konuda varsa davalının belgelerinin sunulmasını istemek ve sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 10.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy