(1475 S. K. m. 17, 18)
Dava: Davacı, ihbar ve kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm, süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçinin işyeri dışında sahte yazar kasa fişi bastığı ve bu fişleri, gerek davalı işyerinde gerekse başka kamu kurumlarında çalışanlara sattığı, bu sahte fişlerin kullanımı nedeniyle davalı işverenin denetim gördüğü ve maliyece para cezası tahakkuk ettirildiği davacının da bu suçtan hüküm giydiği anlaşılmaktadır. Ne var ki işveren işyerindeki bu eylemleri nedeniyle 1475 sayılı İş Kanununun 18. maddesinde ve toplu iş sözleşmesinin 92. maddesinde öngörülen süre içinde fesih hakkını kullanmamış, davacının bu suçla ilgili 01.04.1999 tarihinde tutuklanması üzerine işe gelmediğinin anlaşılması üzerine 23.06.1999 tarihinde disiplin kurulu kararı ile hizmet akdini feshetmiştir. Bu gelişime göre, işverence feshin 1475 sayılı İş Kanununun 17/III. maddesi uyarınca gerçekleştirildiği kabul edilmeli ve sadece kıdem tazminatına karar verilmelidir. İşverence 1475 sayılı İş Kanununun 17/III. maddesi gereğince iş akdinin feshedilmesi halinde ihbar tazminatına hak kazanılamaz. Bu tazminatın reddi yerine kabulü hatalıdır.
Ayrıca kıdem tazminatı hesabı yapılırken tutuklulukta geçen ve fiilen çalışılmayan sürenin hizmet süresinden mahsubu gerekir. Bu husus dikkate alınmadan hesaplanan kıdem tazminatının hüküm altına alınması da yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 24.02.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy