(1475 S.K. m. 13) (4857 S.K. m. 20, 21)
Dava: Davacı, kıdem ve ihbar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: İş sözleşmesi 14.10.2003 tarihinden sonra ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek feshedilen davacı 22.11.2003 tarihinde yürürlüğe giren 5004 sayılı yasanın 10/2 maddesinden yararlanmak üzere davalı Kuruma başvurmuş ve bu düzenlemeye göre kendisine kıdem tazminatının %20 fazlasının ödenmesini talep etmiştir.
Davalı işveren başvuruyu kabul ederek %20 kıdem tazminatı fazlasını hesaplamış ve bu hesaplamadan ödenen ihbar tazminatını mahsup ederek, kalan farkı davacıya ödemiştir.
Davacı yapılan mahsubun hatalı olduğunu belirterek talepte bulunmuştur.
Mahkemece "Uyuşmazlık 5004 sayılı yasa gereğince %20 fazlası ile kıdem tazminatı ödenirken ayrıca ihbar tazminatının ödenip ödenmeyeceği, diğer bir anlatımla %20 kıdem tazminatı fazlasından ihbar tazminatının düşülüp düşülmeyeceği noktasındadır. Yasanın 10. maddesinin 4857 sayılı iş kanununun uygulanmayacağını belirterek işe iade imkanını ortadan kıldırdığını, ihbar tazminat, yönünden ise herhangi bir düzenleme getirmeyip herhangi yasaya yollamada bulunmadığını, bu nedenle ihbar tazminatı yönünden 4857 sayılı yasanın uygulanması gerektiği, bu yasa metninde de ihbar tazminatının mahsubu ile kıdem tazminatının %20 fazlasının ödeneceğine ilişkin bir hüküm olmadığı, bir taraftan kıdem tazminatını arttırarak %20 fazlası ile ödenmesi hükmünü getiren 5004 sayılı yasaya diğer taraftan ihbar tazminatını kaldırdığı ve ödenen ihbar tazminatlarını geri aldığı anlamını yüklemek hukuk tekniği yönünden kabulü mümkün değildir" gerekçesi ile işverence yapılan kesintinin ödenmesi gerektiği sonucuna varılmış ve istem kabul edilmiştir.
Belirtmek gerekir ki istemin dayanağı yapılan 5004 sayılı yasanın asıl gerekçesi özelleştirme kapsamında bulunan kuruluşlarda çalışan işçilerin hiçbir zorlama olmadan kendi istekleri ile ayrılmalarını sağlamak ve teşvik etmektir. Yasanın 10. maddenin 1.fıkrasında ise "açıkça kendi ayrılanlar ibaresi kullanılmıştır. 2.fıkra da ise; haklı fesih hali hariç herhangi bir nedenle iş sözleşmesi feshedilen personel için kendi isteği ile ayrılma şartı aranmaz. Bu fıkra kapsamındaki personelin bu hükümden yararlanması halinde 4857 sayılı yasanın 20 ve 21. maddeleri uygulanmaz. Bu madde hükümlerinden yararlanmak için Kanunun yayımı tarihinden itibaren onbeşgün içinde başvuruda bulunulması ve başvuru üzerine istihdam edilen kurum tarafından yapılacak işlemlerin 31.12.2003 ( bu tarih dahil ) tarihine kadar tamamlanması esastır" denilmektedir. Maddenin 2.fıkrasının son cümlesinde açıkça, iş sözleşmesi feshedilen davacının başvuruda bulunması şartına yer verilmiştir. Yasanın gerekçesindeki isteğe bağlı ayrılma ilkesi bu fıkrada da devam etmektedir.
Somut olayda davalı işveren yasanın bu gerekçesine dayanarak işlem yaptığından, işlemin yasaya aykırı bir yönü yoktur. İstemin reddi yerine kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 11.11.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy