(1475 S.K. m.14) (818 S.K. m.113/2)
Dava: Davacı, kıdem tazminatı faiz alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacının iş sözleşmesi kıdem tazminatı ödenmek suretiyle feshedildiği, fesihten sonra 27.2.2002 tarihinde davacı işçi, verdiği ibranamede kıdem tazminatının çekle ödeneceğini kabul ettiği gibi, kıdem tazminatı faizi hakkından da feragat ettiği, aradan üç aya yakın bir süre geçtikten sonra ödeme tarihinden bir gün önce noterden çektiği ihtarname ile faiz hakkını saklı tuttuğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.
Mahkemece verilen ibranamenin davacının gerçek serbest iradesini yansıtmadığı gerekçesiyle geçersiz olarak kabul edilerek kıdem tazminatı faizinin tahsiline karar verilmiştir. Ancak, davacının ibranamede vadeli de olsa çek ile ödemeyi kabul ederek faiz talebinden vazgeçmesi geçerlidir. Öte yandan davacının yaklaşık üç ay sonra faiz talep hakkından vazgeçme iradesini geri alması BK. 113/2. maddesi uyarınca faiz istenme hakkını saklı tutma olarak nitelendirilemez. Kaldı ki kıdem tazminatı hakkı doğduktan yani fesihten sonra verilen ibraname Dairemizin yerleşik kararlarında geçerli sayılmaktadır. Başka bir anlatımla ibraname işçinin serbest iradesini yansıttığından faiz talep hakkı düşmüş olduğundan davanın reddi yerine kabulü hatalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy