(4857 S. K. m. 19, 20, 21, 25)
Dava: Davacı, feshin geçersizliği ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Yerel mahkeme, davayı reddetmiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliği ile işe iadesine ve buna bağlı tazminat ile boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması isteğinde bulunmuştur.
Davalı işveren iş sözleşmesinin norm kadro çalışmalarının bir gereği olarak toplu iş sözleşmesi ve kapsam içi personel yönetmeliğine uygun olarak feshedildiğini, davacının SSK'dan yaşlılık aylığı almaya hak kazanması ve hizmetine ihtiyaç duyulmaması nedeniyle feshin geçerli nedene dayandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece "davalı kurum tarafından özelleştirmeden dolayı işçi azaltılmasına gidildiği, 4046 sayılı yasanın 26. maddesinin SSK'dan yaşlılık aylığı almaya hak kazanan işçilerin akdinin feshi halini düzenlediği, yapılan uygulamanın yıllardır genel uygulama haline geldiği ve eşitlik ilkesine aykırı olmadığı, fesihte bazı kriterlerin dikkate alınmasının zorunlu bulunduğu ve davacının da personel değerlendirmesinden en düşük puanı aldığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada ki bilgi ve belgelere göre davacının iş sözleşmesi "emekli aylığı bağlanmasına hak kazanması, hizmetine ihtiyaç duyulmaması" gerekçesi ile feshedilmiştir. 4857 sayılı İş Kanununun 19. maddesi uyarınca, "İşveren fesih bildirimini yazılı olarak yapmak ve fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek zorundadır. İşverenin sözü edilen kanununun, 25 inci maddesinin ( II ) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklı olmak şartı ile, hakkındaki iddialara karşı savunması alınmadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Somut olayda davalı işveren davacının savunmasını almadığı gibi, hizmetine ihtiyacı olmadığını da kanıtlamış değildir. Davanın kabulü yerine yazılı şekilde reddi hatalı bulunmuştur.
4857 sayılı İş Kanunun da düzenlenen ve feshin geçersizliğinin sonucuna bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücret alacağı, davacının başvurusu ve davalının işe başlatmaması halinde uygulanması gereken tespit niteliğinde hükümler olduğundan, talep olsun olmasın, resen miktar belirtilmeksizin karar altına alınmalıdır. Ayrıca tespit niteliğindeki bu hüküm nedeni ile, karar harcı ve vekalet ücretinin maktu olarak takdiri gerekir.
4857 Sayılı İş Kanunun 20/3. maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1- Aliağa İş Mahkemesinin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2- Davalı işverence yapılan FESHİN GEÇERSİZLİĞİNE VE DAVACININ İŞE İADESİNE,
3- Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 8 aylık ücret tutarı olarak belirlenmesine,
4- Davacının işe iade için süresi içinde işverene başvurması halinde kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aylık ücret ve diğer haklarının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine,
5- Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6- Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 300.000.0000.-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
7- Davacı tarafından yapılan 34.260.000 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
8- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, kesin olarak 22.11.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy