(4046 S. K. m. 22) (1475 S. K. m. 14, 16)
Dava: Davacı, kıdem tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm duruşmalı olarak davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; HUMK.nun 435. maddesi gereğince duruşma isteğinin süreden reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı işçi, davalıya ait özelleştirme kapsamında bulunan işyerinde kapsam dışı personel olarak çalıştığını ve 4046 sayılı Yasanın 22. maddesi uyarınca bir başka kamu kurumuna nakledilmesi sebebiyle bu ilişkinin sona erdiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 02.01.1991 tarihinden 15.02.2001 tarihine kadar tahakkuk etmiş olan 500.000.000 TL kıdem tazminatının iş aktinin fesih tarihi olan 15.02.2001 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise, uyuşmazlığın İdari Yargıda çözümlenmesi gerektiğini, öte yandan davacı işçi kendi isteği ile nakle tabi tutulduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İhbar edilen T.C.Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ise; Davacı işçi ile Özelleştirme İdaresi arasında hizmet akti ilişkisi olmadığını, Özelleştirme İdaresi; özelleştirme işlemlerini yürütmekle görevli bir kamu kuruluşu olduğundan husumet yönetilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkeme davacının işçilikten memurluğu geçirilmesine ilişkin davalı kurum işleminin kıdem tazminatına hak kazandıran bir durum olduğunu kabul ederek, kıdem tazminatının davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Hüküm davalı şirket tarafından temyiz edilmiştir.
Özellikle belirtmek gerekir ki; Uyuşmazlık Mahkemesinin 22.1.1996 gün ve 1995/1E. 1996/1 K. sayılı ilke kararı tüm yargı yerleri bakımından bağlayıcıdır ve özelleştirme kapsamında bulunan iş yerlerinde kapsam dışı statüde çalışan kişilerin işveren aleyhine açacakları davaları İdari Yargı yerinde çözümlemelidir. Ancak bu kişiler özelleştirme işleminin tamamlanmasından sonra bir süre daha çalışmış olmaları halinde tamamen özel hukuk hükümlerine tabi olurlar. Bu durumda iş mahkemesinin görevli olduğu kabul edilmelidir. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.11.1997 gün ve 1997/9-970 E, 1997/974 sayılı kararıda bu doğrultudadır.
Somut olayda davalı şirketin kamuya ait %96.6 oranındaki kamu hisseleri 29.8.2000 tarihinde satılmak suretiyle özelleştirme işlemi tamamlanmıştır. Davacı işe bu tarihten sonra da çalışmaya devam etmiş nakil işlemi 22.2.2001 tarihinden gerçekleşmiştir. Davacının açmış olduğu bu davada anılan nakil tarihine kadar işçilikte geçen süre için kıdem tazminatı isteğinde bulunduğuna göre davanın iş mahkemesinde görülüp sonuçlandırılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ne varki, davalı şirketteki kamu paylarının satışına dair Pay Satış Sözleşmesinin 7.a ) maddesinde kapsam dışı personelin diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakledileceği belirtildikten sonra 7.c ) maddesinden "..nakil olmayıp şirkette kalan nakle tabi personelin yasalardan doğan haklarının korunacağı .."da öngörülmüştür. Bu durumda söz konusu nakil işleminin hangi tarafın isteği üzerine gerçekleştiği önem kazanmaktadır.
Belirtmek gerekir ki, nakil işleminin işçinin isteği olmaksızın işverenin tek taraflı tasarrufuyla yapılması durumunda kıdem tazminatına hak kazanılacağı açıktır. Ancak, kapsam dışı statüde çalışan işçinin kendi isteği doğrultusunda diğer kamu kurum ve kuruluşlarına nakil edilmesi durumunda kıdem tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır.
Dava konusu olayda davacı işçi "...kadro ve ihtiyaç durumu uygun olması halinde atanacağımı bilerek yukarıdaki tercihleri yapıyorum..." şeklinde metnin yazılı olduğu tercih formunu imzalamış ve bu isteği doğrultusunda nakil işlemi yapılmıştır. Anılan form üzerine kıdem tazminatı hakkının saklı olduğuna dair ihtirazi kayıt konulmuş olmasının da sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Gerçekten davacı işçi Emekli Sandığı iştirakçisi olup işçilikte geçen bu süre, emeklilik halinde dikkate alınabilecek bir husustur.
Yapılan bu açıklamalara, göre davacının kendi isteği üzerine, diğer kamu kurumuna atanması işlemi gerçekleşmiş olmakla kıdem tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Mahkemece davacı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy